YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/689
KARAR NO : 2015/20255
KARAR TARİHİ : 15.12.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının …’nde çalışmakta iken kendisine yapılan döner sermaye ek ödemelerinden eksik gelir vergisi ve damga vergisi hesaplanarak tevkifat yapıldığı, muhasebat başkontrolörü tarafından düzenlenen 25.02.2009 tarihli rapor ile bu durumun tespit edildiği, eksik tevkif edildiği bildirilen meblağların ilgililer adına davacı idare tarafından ödendiği iddia edilerek, davacı idarece ödenen 2.737,66 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın yasal hiçbir gerekçesi bulunmadığını, bu alacak kalemlerini tahsil-talep yetkisinin ilgili vergi dairesi müdürlüklerine ait olduğunu ve bu nedenle davacının taraf ehliyeti bulunmadığını, ayrıca talebin zamanaşımı uğramış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, … Hastanesindeki çalışma dönemi içerisinde görevli davalıya yapılan ödemelerden eksik vergi kesintisi yapıldığı ve bu nedenle davacı kurumun davalıdan talep ettiği miktar kadar alacaklı olduğu, davacı kurum ile davalı arasında memuriyet ilişkisi bulunması sebebi zamanaşımı süresinin 10 yıl olup bu sürenin dolmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2.737,66 TL’nin temerrüt tarihi olan 31.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Davalı taraf, davacıya ait …’nde 657 sayılı devlet memurları kanununa tabi olarak atanmış olmakla birlikte, dava konusu talep sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı alacak istemidir.
Davacı taraf, davalının …’nde çalıştığı süre içerisinde kendisine yapılan ödemelerden eksik gelir ve damga vergisi kesildiğini, böylelikle davalıya yapılması gerekenden fazla ödeme yapıldığını, eksik tahsil edilen bu verginin kurumları tarafından vergi sorumlusu sıfatı ile ilgililer adına vergi dairelerine ödendiğini iddia ederek, kurumları tarafından yapılan bu ödemenin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesine göre “Haksız Surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. Eğer mal iktisabı mutazarrır olan taraf aleyhinde bir borç teşkilinden ibaret ise, mutazarrırın hakkı müruru zaman ile sakıt olmuş olsa bile, bu borcu ifa etmez.” 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 82. maddesine göre de “Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.”
Zamanaşımı süresinin başlaması için, iade alacaklısının kendisi aleyhine zenginleşen kişiyi ve zenginleşmenin kapsamını bilmesi şarttır. Sebepsiz zenginleşmeye dayanan alacak davalarında; zamanaşımı süresinin başlangıcı da, kamu kurumlarında dava açılmasına emir vermeye yetkili makamın öğrenme gününden (olur vermesi tarihli) itibaren işlemeye başlar (HGK 25.06.2003 tarih ve 2003/4-422 E, 2003/439 K ).
Mahkemece; davacı idarenin emir vermeye yetkili makamının iş bu davanın açılması için vermiş olduğu olur tarihinin araştırılarak davacının talep etmiş olduğu alacak kalemlerine dair sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı olarak zamanaşımı itirazı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.