YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7072
KARAR NO : 2015/14726
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
MAHKEMESİ : ALİAĞA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2014
NUMARASI : 2013/156-2014/307
Taraflar arasındaki nafakanın kaldırılması-artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; 2009 yılında 225 TL olarak artırılan yoksulluk nafakasını düzenli olarak ödediğini, boşanma ile davacı-karşı davalıya ait evin davalı-karşı davacıya tahsis edildiğini, davalı-karşı davacının emekli maaşı almaya başladığını belirterek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; icra kesintisi ile davalı-karşı davacının eline 180 TL geçtiğini, davalı-karşı davacının almış olduğu nafakanın 100TL’den 225TL’ye artırımına ilişkin davada davalı-karşı davacının çalışmakta olduğu gözönünde bulundurularak bu bedele hükmedildiğini, yoksulluk halinin devam ettiğini belirterek, davanın reddini istemiş; karşı davasında ise kira gideri, sağlık harcamaları ve zorunlu ihtiyaçları nedeniyle nafakanın yetersiz kaldığını belirterek, nafakanın aylık 600TL olarak artırımına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalı-karşı davacının emekli maaşının kendisini yoksulluktan kurtarmayacağı, davacı-karşı davalının ise üzerine kayıtlı malvarlığının arttığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile yoksulluk nafakasının 300TL’ye artırımına karar verilmiş, hüküm davacı- karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı- karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
TMK. nun 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
Dosya kapsamından, en son nafaka artırımının 10.07.2008 tarihli dava ile 100TL’den 225TL’ye yapıldığı, kararın 08.12.2009 tarihinde kesinleştiği, davacı-karşı davalının boşanmadan sonra icra müdürlüğü kanalıyla davalı – karşı davacıya 21.05.2013 tarihinde 110.000TL ödediği, davacı-karşı davalının 950TL emekli maaşı aldığı, evli ve ikinci eşinden 1 çocuğunun bulunduğu, davalı-karşı davacının ise 01.03.2011 tarihinde emekli olduğu, aylık 820TL emekli maaşı aldığı, 300TL kira giderinin bulunduğu, oğlu ile birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir. Davacı -karşı davalı adına kayıtlı bağımsız bölüm hisse paylarının kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği hak sahiplerine iade edildiği, bu itibarla davacı- karşı davalının önceki nafakanın artırımı davası sonrasında 1 bağımsız bölüm edindiği, davacı-karşı davalının emekli maaşı dışında başkaca bir geliri olduğunun ispatlanamadığı, öte yandan davalı -karşı davacının ise emekli olduğu ve önceki nafaka davası sonrasında davacı- karşı davalıdan toplu para tahsil ettiği anlaşılmıştır.
O halde, mahkemece; davacı- karşı davalının ekonomik sosyal durumunda olağanüstü bir iyileşme olmadığı, bunun yanında davalı- karşı davacının emekli maaşı almaya başladığı dikkate alınarak, yoksulluk nafakasının niteliği gereği artırım talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.