Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/7570 E. 2016/5254 K. 05.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7570
KARAR NO : 2016/5254
KARAR TARİHİ : 05.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dava, davacı kurumda çalışan davalıya hatalı intibak işlemi nedeniyle yapılan 7617 TL tutarındaki fazla ödemenin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece açık hata, davalının gerçek dışı beyanı ve hilesi bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen kararın temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2012/3711 Esas sayılı kararı ve “..Hukuk Genel Kurulunun 25.12.1984 tarih ve 1982/13-387 E.,1984/997 K. sayılı kararında herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından BK.nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği düzenlenmiştir. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve 1968/8 E. – 1973/14 K. Sayılı kararı ise idarenin “şart tasarrufuna” ilişkindir.
O halde somut olayda mevzuata aykırı yapılan hatalı ödemenin iadesi istendiği gözetilerek, alacağın Borçlar Hukukunun sebepsiz iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenmeyeceği tartışılarak sonucu uyarınca bir karar verilmelidir…” gerekçesi ile karar bozularak, mahkemesine iade edilmiş, yerel mahkeme tarafından önceki kararında direnilmiştir.
Verilen direnme kararı üzerine de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/3-590 Esas sayılı kararı ve “…Ne var ki, somut olayda hatalı ödemeye ilişkin olarak ortada, salt hatalı ödeme işlemi bulunmakla, idarenin bu işlem nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak, genel mahkemede dava açması olanaklıdır. Ortada bir şart tasarruf bulunmadığından, şart tasarrufun varlığı halinde uygulanacak ilkelerin somut olay yönüyle uygulama yeri yoktur.
Öyle ise, söz konusu ödeme davalı yönünden nedensiz zenginleşme olup, burada, idare hukukunun idari kararların geri alınmasıyla ilgili kurallarının uygulanmasına olanak yoktur.
Hal böyle olunca, hiçbir hukuki dayanağı olmayan, şart tasarrufa da konu olmayan hatalı ödemelerin, borçlar hukukunun sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri alınmasına karar verilmesi gerekir.
Mahkemece aynı hususlara işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, karar bozulmalıdır. ..”gerekçesi ile dosya yerel mahkemeye karar iade edilmiştir.
Mahkemece davacının alacak davasına konu ettiği fazla ödenen ücretin iadesi anlamında idari işlemin İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği, davaya dayanak idari işlemin hukuka uygun kabul edilmeyerek iptal edilmesinden dolayı bu işleme konu miktarın talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,verilen bu hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut ve mahkemenin ret gerekçesine esas aldığı, Ankara 12. İdare Mahkemesi’nin 2011/482 Esas ve 2011/369 sayılı kararı ile, davalının, dava konusu olay nedeni ile maaşından kesinti yapılmasına ilişkin işlemin iptalinin talep edilmiş olduğu, dava konusu talep edilen ödemenin dayanağı olan idari işlemin iptaline dair bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkeme gerekçesinde bir isabet bulunmamaktadır.
Kaldı ki; mahkemeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun verdiği kararlara uymak zorundadırlar.
Hal böyle olunca, mahkemece; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/3-590 Esas sayılı kararında da belirtildiği gibi, şart tasarrufa konu olmayan dava konusu hatalı ödemelerin, borçlar hukukunun sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri alınmasına karar verilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının aksine hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.