Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/7626 E. 2016/5245 K. 05.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7626
KARAR NO : 2016/5245
KARAR TARİHİ : 05.04.2016

MAHKEMESİ : … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 1.115,83 m²’lik kısmının müvekkili olan idare tarafından yol inşaat ve emniyet sahası tesis etmek amacıyla kamulaştırıldığını, 2942 sayılı kamulaştırma kanunu uyarınca taşınmaz maliki ile taşınmazın satın alınması hususunda (4,80 TL/m²) anlaşıldığını ve kamulaştırma bedeli olan 5.355,98 TL’nin ilgiliye ödenerek taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilen kısmının Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edildiğini, kalan 4.184,17 m²’lik kısmının da davalı adına tescil edildiğini, ancak daha sonra … Kadastro Birimi’nin 19/12/2011 tarih ve 1342 sayılı yazısına istinaden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi kapsamında dava konusu taşınmazın yüzölçümü ile ilgili düzeltme yapıldığını, tapu miktarı 5.300m² olan taşınmazın kamulaştırılan kısmının 1.115,83 m² den 452,80 m² ye düştüğünü, bu nedenle kamulaştırılan alan için davalıya fazladan 3.182,54 TL ödeme yapıldığını icra takibi ile bu bedelin istenilmesi üzerine takibe itiraz edildiğini belirterek haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranında inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davalı aleyhine %20 oranında inkar tazminatına karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, İİK 67/2.maddesi uyarınca; icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.

Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi için, mahkemenin borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar vermesi gerekir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi ile takip tarihine göre itiraz olunan alacağın likid-belirli olup olmadığına bakmak gerekir. Likit alacaklarda alacak miktarı belirlidir. Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmektedir veya borçlu bunları ilebilecek durumdadır. İİK 67/2.madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilen veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231).
Somut olayda; alacağın varlığı ve miktarı taraf delilleri ve bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Diğer anlatımla asıl alacak miktarı likit ve belirli değildir. Mahkemece, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesi anılan nedenle isabetli bulunmamıştır.
Ancak, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile; hükmün “ 3-Davalı aleyhine alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına,“ ifadesini taşıyan bölümünün hükümden çıkarılarak hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.