Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8002 E. 2015/10549 K. 09.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8002
KARAR NO : 2015/10549
KARAR TARİHİ : 09.06.2015

MAHKEMESİ : AHLAT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2009/22-2013/195

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde, tarımsal sulama abonesi olan davalının elektrik fatura bedelini ödemediğinden bahisle, 15.619 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı cevabında, miktarın fazla olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından, davalının 29.07.1997 tarihinde tarımsal sulama abone sözleşmesi imzaladığı, faturaya dayalı 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ait elektrik borcundan dolayı 29.02.2008 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takipde 7.243 TL asıl alacak, 8.375 TL gecikme zammı ve KDV ile birlikte toplam 15.619 TL’nin davalıdan tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu alacağın belirlenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporlarından birincisinde davalının 3.491 TL asıl, 6.226 TL gecikme zammı ve KDV ile toplam 9.392 TL borcu olduğu, hükme esas alınan ikinci bilirkişi (SM. Mali Müşavir) raporunda ise, davalının 7.243,95 asıl, 7.106,96 TL işlemiş avans faizi ile toplam 14.350,91 TL borcunun bulunduğu açıklanmıştır.
HUMK’nun 275.(HMK’nun 266.) maddesine göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakiminde bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenmez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibariyle konunun uzmanı olması gerektiği kuşkusuzdur. HMK’nun 279.maddesine göre; bilirkişinin konusunda uzman olup, yazılı olarak raporunun denetime açık bir şekilde hesaplatılması gerekecektir.

Davada, birbirinden farklı iki ayrı rapor bulunmasına rağmen çelişkiyi giderecek, üçüncü rapor alınmadan ve hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunun konusunda uzman olmayan S.M. Mali Müşavir bilirkişiden alınmak suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıcı, dava konusu faturaların 2003-2006 yıllarına ait olduğu, icra takip tarihinin ise 29.02.2008 yapılması nedeniyle 09.11.1995 tarihli Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve 01/03/2003 tarihli Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri gereğince, zamanında ödenmeyen faturalardan dolayı elektriğin kesilmesinin amir hüküm olduğu anlaşılmaktadır.
Oysa, davacının uzunca bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de, bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davalının tüketim bedeli olan ana borçtan da hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Olsa olsa davalının (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammı ve işleyecek yasal faizden sorumluluğunu ortadan kaldırır. Aksine düşünce, davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar. Mahkemeler bir davadan başka bir dava üreten kurumlar olmadığı gibi, hukuki uyuşmazlıkları nihai olarak sona erdiren yargı mercileridir.
Hal böyle olunca; mahkemece yapılacak iş; dosyanın yeniden uzman bilirkişiye tevdi ile dava konusu alacak döneminde yürürlükte bulunan Elektrik Tarifelerinin ilgili maddeleri uyarınca; davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu gözetilerek, Yönetmelik gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi, bu tarihe kadar olan borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise, davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda, ancak, davalı için gecikme zammından indirim sağlayacağı bu indirim de en fazla yasal faize kadar alacağı nazara alınarak, öncelikle olayda davacı idarenin müterafik kusur oranı ve ardından da sorumlu olacağı bedel konusunda, bilirkişiden rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.