Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8264 E. 2016/5779 K. 13.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8264
KARAR NO : 2016/5779
KARAR TARİHİ : 13.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; …. Müdürlüğü’nde personel olarak görev yapan davalıya ödenen meblağdan mevzuat gereğince kesilmesi gereken gelir ve damga vergisinin eksik kesildiğini, yapılan tebligata rağmen davalının bu tutarı ödemeden kaçındığını ileri sürerek,fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 6.059,76 TL alacağın 02/04/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; alacağın gelir ve damga vergisine ilişkin olup davacı idarenin tahsil yetkisi bulunmadığını, davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; eksik kesilen vergilerin ödendiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediği,vergiyi tahsile yetkili idarenin vergi dairesi olduğu,eksiklik tespit edildiği takdirde yetkili vergi dairesinin bu konuda vergi tarhı ve tahsili sonucunda davacının vergi sorumlusu olarak davalı adına ödeyeceği bir tutarı davalıya rücu hakkının bulunacağı anlaşılmakla davacının bu aşamada dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu alacak, sosyal yardım ödemelerinden eksik gelir ve damga vergisi kesilmesi nedeniyle (6.059,76 TL) davalıya yapılan fazla ödemenin tahsiline ilişkindir.
Dava konusu fazla ödemenin, idarenin bir şart tasarrufuna dayanmadığı, salt hatalı ödemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
TBK. m.77/1’e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80’de “aynen geri verme ilkesi”ne göre düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır.
Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunan da bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır.
HGK’nun 05.12.1984 tarih ve 1982/13-387 E.-1984/997 K.sayılı kararı ile herhangi bir salt tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin idare tarafından BK’nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Öyle ise, mahkemece; bu ilkeler uyarınca, ödemenin şart tasarrufa dayanmadığı gözönüne alınarak, davacının davaya konu eksik vergi kesintisi nedeniyle davalıya yaptığı fazla ödeme miktarına ilişkin dava açmakta hukuki yararı bulunduğu belirlenmekle hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.