Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8302 E. 2016/5799 K. 13.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8302
KARAR NO : 2016/5799
KARAR TARİHİ : 13.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 1.50 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 13.04.2016 günü oyçokluğuyla karar verildi.

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, harici satış senedi ile davalılardan …’ten 07.11.1999 tarihinde satın aldığı ve zilyetliğini devralıp uzun süre(10.11.2010 tarihine kadar) malik sıfatı ile içinde oturduğu dairenin tapusunun devredilmediğini; daha sonra, diğer davalı …’ye devredildiğini; açtığı tapu iptali-tescil davasının da reddedildiğini belirterek; 07.11.1999 tarihinde ödemiş olduğu 5750 TL’nin şimdilik karşılığının ve daireye yapılmış olan masrafların bedeli olarak şimdilik 5.000 TL’nin, taşınmazı tahliye ettiği 10.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; davacı tarafın dayandığı ve dosyaya sunulan 07.11.1999 tarihli adi satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, harici satış nedeni ile tazminat istenemeyeceğini; kaldı ki, davaya konu geçersiz sözleşmede müvekkillerinin taraf olmadığını; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “…Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı… arasında 07.11.1999 tarihinde davalı …’e ait dairenin satışı husuusunda harici satış sözleşmesi imzalandığı, dava dışı…’in satış yetkisini içeren vekaletnamesinin bulunmadığı yetkisiz temsilci olarak sözleşmeyi imzaladığı, taşınmazın 11.08.2004 tarihinde Abdul Şimşek’e, 07.12.2006 tarihinde de davalı …’e devrettiğini, dairenin 10.11.2010 tarihinde teslim tutanağı ile boşaltıldığı anlaşılmıştır. …BK’nun 39/1. maddesi uyarınca; icazeten, serahaten veya zımnen imtina olunduğunda, meydana gelen zararın tazmini için mümessil sıfatını takınan kimse aleyhine dava açılabilir. Bu nedenle bu talep yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yapılan masrafların iadesi yönünden ise; zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir gerekçesiyle” davanın ödenen bedelin iadesi yönünden husumetten reddine; daireye yapılan masrafların iadesi talebi yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece, daireye yapılan masrafların iadesi talebi yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davada; 07.11.1999 tarihli, daire satışını konu edinen harici satış sözleşmesine dayanılarak, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tazminat talep edilmektedir.
Sözü edilen sözleşme incelendiğinde; Alan’ın …, Satan’ın … vekili… olduğu görülmektedir. Sözleşmede satan olarak geçen şahısların Baba-Oğul oldukları da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tapulu taşınmaz satışı resmi şekle tabi olup, resmi şekilde yapılmadıkça geçersizdir. Bu hususda taraflar arasında bir uyuşmazlık olmayıp, davacının açtığı tapu iptali-tescil davası da bu nedenle reddedilmiştir. Ne var ki, harici satış sözleşmesinde; dava dışı…(davalı …’in babası) oğlu davalı adına vekili olduğunu belirterek sözleşmeyi imzalamış bulunmaktadır. Gerek taraflar arasındaki ceza dosyasından(özellikle…’in 05.05.2009 tarihli ifade tutunağında) gerekse tapu iptali-tescil dosyasındaki taraf beyanlarından; dava dışı Nebi’nin(babanın) sözleşmeyi(oğlu)… adına imzaladığı ve (oğlu)… adına satış bedelini tahsil ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı …’ten tazminat isteyebilir. Mahkemenin, ödenen bedelin iadesi yönünde davalı … yönünden verdiği husumetten redde ilişkin kararda isabet bulunmamaktadır. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken, çoğunluk görüşü ile karar onanmıştır.
Açıkladığım nedenlerle, çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. 13.04.2016