YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8337
KARAR NO : 2016/5742
KARAR TARİHİ : 13.04.2016
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dilekçesi ile; su aboneliği için başvurduğunda kanal katılım ve şebeke hissesi açıklamasıyla kendisinden 3.250,00TL’den başlayan bedel talep edildiğini, bu talep edilen bedele sayaç, güvence, açıp kapama bedelinin dahil olmadığını, bu bedelin çok yüksek olup yasal bir dayanağı olmadığı gibi uluslararası anlaşmalara, Anayasaya ve hukukun temel ilkelerine ve insan haklarına aykırı olduğunu ileri sürerek 30.11.2010 tarih ve…sayılı yapı kullanım izni belgeli dairesine su aboneliğinin yüksek meblağ içermeksizin mevzuata uygun olarak ihdas edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; kanal katılım ve şebeke bedelinin yasal dayanağının 2464 sayılı Belediye Gelirleri yasası 87 ve 88. maddeleri ile Tarifeler Yönetmeliğinin 39. maddesi olduğunu, yapılan işlemin usul, yasa ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının, avans olarak ödenen kanal katılım payı dışında, ayrıca yasa ve yönetmelikte öngörülen bakiye kanal katılım payını ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarih 2012/4110-8448 sayılı ilamı ile; ”Davalı … Müdürlüğü tarafından yukarıda belirtilen Anayasa, yasa ve yönetmelik maddeleri gereğince davacı lehine su aboneliğinin sağlanması gerekir. Zira, davalı kurum bu hizmeti tekel olarak yürütmekle görevli ve yetkilidir. Tekel olarak yürütülen hizmetlerde sözleşme serbestliği ilkesi olamaz. Davalı … Müdürlüğü davacı ile bu nedenle abonelik sözleşmesi imzalamak zorundadır.
O halde, mahkemece davacının abonelik tesisi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın tümü ile reddi bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, davacının su ve kanalizasyon şebekelerine katılım payının Belediye Gelirleri Kanununun 89.maddesi ve Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesi hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu belirleme yapılırken Belediye Gelirleri Kanununun 89.maddesinin amir hükmü gereğince, bu tür hizmet giderlerinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile İller Bankası tarafından tespit edilen ve yayınlanan rayiç ve birim fiyatlarına göre hesaplanan tutarı aşamayacağı da gözetilmelidir.
O hâlde, mahkemece davacının ödemekle sorumlu olduğu tutarın bu amir hüküm gözetilerek tespiti gerekirken, davacının bilirkişi raporuna karşı esaslı itirazları dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının, avans olarak ödenen kanal katılım payı dışında, ayrıca yasa ve yönetmelikte öngörülen bakiye kanal katılım payını ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay bozma ilamında giderilmesi belirtilen hususlar ile itirazlar doğrultusunda alındığı belirtilen ek raporlar doğrultusunda dava tarihi itibari ile kanal katılım payının toplam 1.880,00.TL olarak, dava tarihi itibari ile su şebekesi hissesinin toplam 1.880,00.TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmiş ise de gereği tam olarak yerine getirilememiştir. Şöyle ki;
1- Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarih 2012/4110-8448 sayılı ilamı incelendiğinde; Anayasa’nın 17/1 ve 56/1-4.maddeleri ile Belediye Gelirleri Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Tarifeler Yönetmeliği belirtildikten sonra belirtilen Anayasa, yasa ve yönetmelik maddeleri gereğince davacı lehine su aboneliğinin sağlanması gerektiği, mahkemece davacının abonelik tesisi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın tümü ile reddinin bozmayı gerektirdiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece verilen son karar ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2- Yine Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarih 2012/4110-8448 sayılı ilamı incelendiğinde; davacının su ve kanalizasyon şebekelerine katılım payının Belediye Gelirleri Kanununun 89.maddesi ve Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğinin belirtilmiş olmasına rağmen, Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesi hükümlerine aykırı olarak bina asgari maliyet değerinin %2 oranının tespit edildiği bilirkişi raporu hükme esas alınarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarih 2012/4110-8448 sayılı ilamında dikkat çekilen hususlar çerçevesinde yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucu dairesinde bir karar vermektir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.