YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8365
KARAR NO : 2015/13769
KARAR TARİHİ : 09.09.2015
MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 3. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/02/2014
NUMARASI : 2013/721-2014/110
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması ve istirdadı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların Ankara 2. Aile Mahkemesi’nin 2008/1419 E.- 2009/1573 K.sayılı kararı ile boşandıklarını, kararın boşanmaya ilişkin bölümünün taraflarca temyiz konusu yapılmadığını ve 26/01/2010 tarihinde kesinleştiğini, nafakaya ilişkin kararın önce bozulduğunu, bozma doğrultusunda mahkemece 250 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, ancak davalının Temmuz 2010 tarihinde THY’de işe başlayarak 5.000 TL civarında maaş aldığını, artık davalının yoksulluğundan söz etmenin mümkün olamayacağını, tüm bu nedenlerle öncelikle Ankara 5.İcra Müdürlüğü’nün 2013/11164 E.sayılı dosyasından yapılan icra takibinin tedbir niteliğinde durdurulmasına, nafaka borcu bulunmadığının tespitine, Ankara 2. Aile Mahkemesi’nin 2008/1419 E.- 2009/1573 K. sayılı kararı ile verilen 250 TL yoksulluk nafakasının davalının işe giriş ve yoksulluk iddiasının sona erdiği tarih olan 30.07.2010 itibarıyla kaldırılmasına, bu tarihten sonra yapılan ödemelerin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının Esenyurt’ta oturduğunu dolayısıyla Büyükçekmece Aile Mahkemesinin yetkili olduğunu, davacı tarafın nafakanın geçmişe yönelik olarak kaldırılmasını talep edemeyeceğini çünkü davacının Ankara’nın en işlek yerinde gümüş ve takı dükkanı olduğunu, davalının işinin ise memuriyet gibi sürekli bir iş olmadığını, ödemekte olduğu kredi borcu olduğunu, kardeşinin tüm giderlerini davalının karşılamak zorunda olduğunu, öncelikle davanın yetki yönünden reddine, olmaz ise yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile Ankara 2 Aile Mahkemesinin 2011/1051 E. sayılı dosyası ile verilen 250 TL. yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, yoksulluk nafakasının kaldırılması, yoksulluk nafakası borcunun bulunmadığının tespiti ve fazla ödenen yoksulluk nafakası bedelinin istirdadı taleplerine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Mahkeme hüküm fıkrasında tarafların talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermekle yükümlüdür.
6100 sayılı HMK 26 (HUMK 74) maddesi uyarınca; “Hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü getirilmiştir.
Yine HMK’nın 297/1.maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, 297/2.maddesinde de hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacının yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin yanı sıra davalının işe giriş tarihinden başlamak üzere davacının nafaka borcu olmadığının tespiti ve fazla ödenen nafaka bedellerinin istirdadı talepleri de bulunduğu halde, mahkemece; tüm talepler hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece; anılan kanun maddelerine uyularak yapılan yargılama sonunda oluşturulacak hükümde davacının sözkonusu yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin yanı sıra davalının işe giriş tarihinden başlamak üzere davacının nafaka borcu olmadığının tespiti ve fazla ödenen nafaka bedellerinin istirdadı taleplerinin de olumlu veya olumsuz şekilde karşılanması ayrıca yoksulluk nafakasının hangi tarihten itibaren kaldırıldığının belirtilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.