Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8871 E. 2016/4953 K. 30.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8871
KARAR NO : 2016/4953
KARAR TARİHİ : 30.03.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TÜKETİCİ) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki muarazanın men’i davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dava dilekçesinde…kapı numaral…adresinde ikamet ettiğini, binada ortak kalorifer sistemi bulunmakta iken , davalı kurum görevlilerinin tavsiyesi ile doğalgaza geçildiğini, binada bulunan herkesin davalı kuruma başvurduğunu, kurum çalışanlarının istedikleri belgeler temin edilerek, davalı kurum çalışanlarının gerekli keşif ve incelemeleri yaptığını, uygun görüş bildirmeleri üzerine meskenine 2012 yılında 2145974 nolu sözleşme imzalandığını, ancak davalının meskenin, mesken niteliğini gösteren belgelerin eksik olduğu gerekçesiyle doğalgazı kestiğini, mevsimin kış olmasından dolayı ailece mağdur olduklarını, gazın kesilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından doğalgazın kesilmesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dilekçesinde; davacının ikamet ettiği yapıya ilişkin tapu kayıtlarının bulunmadığını, ilgili evrakları tamamlaması için kendisine süre verildiğini, evrakları tamamlayacağına dair taahhütü olmasına rağmen gereğini yerine getirmediğini, tapu kayıtları olmayan bu yapıların kanunen kaçak yapı statüsünde olmasından dolayı gaz arzının sağlanmasının mümkün olmadığını, bu yapıların 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanununda ve ilgili yönetmeliklerde yer almadığını, 3194 sayılı İmar Kanunu ve 634 sayılı kanuna aykırı bir yapılaşma sayıldığını ve bu kanunlara göre kaçak yapı olarak kabul edildiklerini, doğalgaz bağlantısı için EPDK’nun ileri sürdüğü ön şart gereğince hukuken konut olarak kabul edilmesi mümkün olmayan garaj tapulu dairelerin ve kaçak olarak yapılan teras katlara bireysel doğalgaz aboneliği verilmesine imkan bulunmadığından sözleşmenin iptalinin yasaya uyarlı olduğunu, abonelik sözleşmesinin devamı ve konuta yeniden doğalgaz verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; taraflar arasında doğalgaz abonelik sözleşmesi tesis edildiği, sözleşmeyi yapıp yapmamanın davalı insiyatifinde olduğu, davalı kurumun yapmış olduğu sözleşme ile davacıya ait daireye doğalgaz vermeyi taahhüt ettiği, davacının da gerekli tesisatı TSE normlarına uygun olarak çektirip, davalının da bu uygunluğu gördükten sonra davacıya gaz arzını sağladığı, gaz verilmesinde yasal eksiklikler var ise bu eksiklikler giderildikten sonra gaz verilmesi gerektiği, yasaya uygun olmayan daireye gaz bağlanmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan davalının yarattığı muaraza nedeniyle davacıya kusur yüklenemeyeceği, dava konusu aboneliğin yapıldığı dairelerin mesken olarak kullanıldığı, dairelerde bulunanların elektrik, su, doğalgaz vs. gbi yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması gerektiği, kaldı ki kış ayları .
içerisinde bulunulması sebebiyle de meskende ikamet eden insanların ısınma ihtiyaçları bulunduğu, binanın teknik konumu itibariyle başka türlü ısınmanın da mümkün olmadığı
gerekçesiyle; davanın kabulü ile, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine, davacıya ait 2145974 sözleşme numaralı doğalgaz abonesine gaz arzının sağlanmasına ve sözleşmenin aynı şartlarda devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapuya kayıtlı olmayan, ancak fiilen mesken olarak kullanılan alana doğalgaz aboneliği tesis edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, taraflar arasında,…kullanım adresine ilişkin 22.11.2011 tarihli Doğalgaz Kullanım Sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafından dosyaya sunulan emlak vergi bildirim formunda…arafından…mesken olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; her ne kadar mahkemece, davacıya ait ve fiilen mesken olarak kullanılan alanın, imar yasasına aykırı inşa edildiği tespit edilmiş ise de, söz konusu alanın, bulunduğu bina inşaat projesine ve ruhsatına uygun hale gelip gelemeyeceği, 3194 sayılı İmar Kanunu ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre, niteliğinin mesken olarak tapuya tescilinin sağlanıp yasal hale getirilip getirilemeyeceği konusunda bir araştırma yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece; dava konusu alanın, bulunduğu binaya ait tasdikli inşaat (yapı) projesinin ilgili belediyeden getirtilip, davaya konu alanın, bulunduğu binanın inşaat projesine ve yapı ruhsatına uygun hale gelip gelemeyeceği, bina inşaat projesinin tadilinin mümkün olup olmadığı ve buna göre dava konusu alanın 3194 sayılı İmar Kanunun ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun ilgili maddeleri gereğince, niteliğinin mesken olarak yasal hale getirilip tapuya tescilinin sağlanıp sağlanamayacağı hususları ilgili belediyeden de sorulmalı, ihtiyaç duyulması halinde konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi heyeti ile keşif de yapılarak, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması suretiyle kapsamlı bir araştırma yapılmalı; gerekirse davacı tarafa, sahip olduğu alan hakkında, yukarıda belirtilen kanunların ilgili maddeleri gereğince yasal hale getirmesi, bulunduğu binanın inşaat projesinin tadili ve mesken olarak tapuya tescilinin sağlaması hususunda yetki ve süre de verilmeli, sonrasında hasıl olacak sonuç dairesinde, bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.