YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8938
KARAR NO : 2016/6040
KARAR TARİHİ : 19.04.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacı şirketin dava dışı üçüncü bir şahıstan davalı ……’nin verdiği…i ile 11/04/2004 tarihinde bir araç satın aldığını, garantinin 11/04/2005 tarihinde yenilendiğini, aracın tüm bakım teknik servis hizmetlerinin davalı şirkete ait birimlerce yapıldığını, 60.000 km. bakımı için de 29/08/2005’te aracın servise bırakıldığını, motor ışığı ve fren ikaz lambasının yanmakta olduğunu, ayrıca fren balataları oksijen sensörlerinin değişmesi gerektiğinin bildirildiğini, gerekli işler yapılıp servisten alındıktan sonra araçta bir titremenin meydana geldiğini, aracın 31/08/2005’te tekrar servise bırakıldığını, titremenin oksijen sensörlerinden kaynaklandığının söylendiğini, 12/09/2005’te araçta parça değişimi ve onarım yapılmasına rağmen titremenin giderilemediğini ve titremenin halen devam ettiğini, yapılan ekspertiz incelemelerinde aracın 40.000,00-45.000,00 EURO değer kaybına uğradığının belirtildiğini, bu durumu ile davalının özen borcuna aykırı davrandığı gibi süper nitelik vaadi anlamı taşıyan… himayesi nedeniyle de oluşan değer kaybından davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 EURO’nun faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki …Lirası karşılığının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 18/12/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de dava değerini ıslah ederek 37.432,67 TL (17.139,50 EURO)’nun davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olarak değil de hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiğini, araçtaki motor kaynaklı titreme probleminin aracın davalı servise getirildikten sonra ortaya çıktığı yönündeki davacı iddiasının asılsız olduğunu, aracın 24.08.2005 teslim tarihinden önce de 24.05.2005 tarihinde de ”motoru kontrol ediniz” uyarısına muhatap olduğunu, davalı servisin garanti kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının ilgili aracın imalatçısı, satıcısı ya da ithalatçısı olmadığını, araçta onarım sonucu giderilemeyen arızalardan yetkili servis olarak sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi neticesinde duruşmalı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 23.01.2012 tarih ve 2011/18575 Esas, 2012/1407 Karar sayılı ilamı ile ”arızanın nedeninin tespiti bakımından bilirkişi tarafından verilen bilginin yeterli olmadığı, üretim hatası olup olmadığı hususunda muhtemel hesap üzerine kurulu olduğu, mevcut raporda kesin sebebin motor açılmadan tespit edilemeyeceğinin belirtildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümü için,…. Üyelerinden seçilecek bilirkişi heyeti marifetiyle motor da sökülmek suretiyle arızanın sebebinin muhtemel değil kesin bir şekilde tayin ve tespitinin gerektiği, üretim hatasından kaynaklı olup olmadığının belirlenmesi, üretim hatasından kaynaklı motor arızasının da davalı şirketin verdiği …. kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda yeterli, teknik ve özel bilgiyi içeren rapor alınarak hüküm tesisi gerektiği” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının imalatçı, ithalatçı ve satıcı sıfatı olmadığından garantide düzenlenen hususlar dışında sorumluluğu bulunmadığı, somut olayda ise davacının aracın arızası nedeni ile araçta oluşan değer kaybının ödenmesini talep ettiği, bu talebin ise… kapsamında olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda; mahkemece bozma ilamı sonrasında alınan 20.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu araçta oluşan arızanın oluşum şekli ve niteliği dolayısıyla gizli ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arasında akdedilen… Sözleşmesi incelendiğinde ise bu çeşit arıza ve sorunların da garanti kapsamında olduğunun belirtildiği, nitekim…si’nin garanti kapsamı dışındaki istisna ve durumlarını belirten 3.1 ve 3.2 maddelerinde üretim hatalarının veya motor arızalarının kapsam dışında olduğunu belirten herhangi bir durumun bulunmadığı, bu çerçevede davalının taraflar arasındaki…si kapsamında davacının aracını tamir etmesi, gerekirse de motoru değiştirme yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ise davacının tamir ve değiştirme masraflarını davalıdan talep edebileceği, ancak bunun dışında araçtaki bir arıza nedeniyle değer kaybı veya aracın değiştirilmesinin talep edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu bilirkişi raporu irdelendiğinde davacıya ait araçta meydana gelen arızanın… kapsamında kaldığının açıkça ifade edildiği ve yine… kapsamında davalının gerekirse motoru değiştirme yükümlülüğünün de olduğu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ise davacının değiştirme masraflarını davalıdan talep edebileceğinin açıkça ifade edildiği sabittir. O halde motorun tamir ya da değişimini talep edebilecek olan davacının, bunlardan daha az bir talep olan arızalı motordan dolayı davalıdan tazminat talep hakkına sahip olduğunun da (çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince) kabulü gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen açıklamalar ve ilkeler uyarınca, dosya kapsamında alınan 20.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda davacının aracında meydana gelen arızanın… kapsamında kaldığı,… kapsamında ise, davacının davalıdan aracın motorunun tamiri ya da değiştirilmesini talep edebileceği, davalı bu yükümlüğünü yerine getirmez ise davacının tamir ve değiştirme masraflarını davalıdan talep edebileceği yönündeki düzenleme de dikkate alındığında, bu haliyle davacının bunlardan daha az bir talep olan arızalı motor nedeniyle davalıdan tazminat talep hakkına (çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince) sahip olduğu da gözetilerek hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.