Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/9288 E. 2016/6891 K. 02.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9288
KARAR NO : 2016/6891
KARAR TARİHİ : 02.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının maliki olduğu aracın davacı tarafından kiraya verildiğini, çalınan aracın 26/11/2010 tarihinde dava dışı kişiye satıldığını, sahte kimlik ile işlem yapan kişilerin Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıklarını, aracın yedieminde kaldığını, davacının aracını 2 yıl kiraya veremediğini, maddi zarara uğradığını, davalı noterin özen göstermediğini, sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 18.250.00 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; yapılan işleme özen gösterildiğini, davalının sorumlu olmadığını belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; satışın gerçekleştirildiği belgelerin aldatma özelliğinin yüksek olması, davalının sorumlu olmaması nedeni ile, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; noterin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; noterde düzenlenen araç satış sözleşmesine dayanak belgelerin sahte olması nedeniyle, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan, davalı noterin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Noterlik Kanunu’nun 1.maddesinde; noterliğin bir kamu hizmeti olduğu ve noterin, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirdiği belirtilmiştir. Görevi belge ve işlemlere resmîyet kazandırmak olan noterlerin, yaptıkları işlemler dolayısıyla meydana gelecek zararlardan ötürü sorumlu tutulması bir zorunluluktur.
Noterlerin yaptıkları hizmet dolayısıyla sorumlulukları, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde hüküm altına alınmış olup; stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile, noterlerin, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumlu oldukları, noterin, ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebileceği hükme bağlanmıştır.

Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde kusurdan söz edilmemiş olup, bu özel bir “kusursuz sorumluluk” türüdür. Bu sorumlulukta noterin çalıştırdığı kişilerin hatalı işlemlerinden de noter sorumludur. Sorumluluktan kurtulması için notere bir hukuki yol tanınmamıştır. Bu bakımdan 162. maddedeki düzenleme, ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk niteliğindedir.
Tüm kusursuz sorumluluk hallerinde olduğu gibi zarar gören davacı, davalı noterin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zarar gören davacı yalnızca zararla eylem arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamak zorundadır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur. Buna göre noter, gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak, gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Bunun ispatı da davalı notere aittir.
Noterlik Yasası’nın 72.maddesi gereğince noter, iş yaptıracak kişilerin kimlik ve adresleri ile gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür. Noterin sahte belgeler ile işlem yapması hatalı ve eksik bir işlemdir.
Somut olayda; davacının aracının kiraya verilmesi için dava dışı… ile 15/11/2010 tarihinde sözleşme yaptığı, aracın … tarafından dava dışı …’a kiraya verildiği,… ile dava dışı …’nun aracın maliki davacı adına düzenlenen sahte kimlik belgesi ile, aracı, 26/11/2010 tarihinde dava dışı …a sattığı, noter satış sözleşmesinin imzaya yetkili başkatip tarafından imzalandığı, dava dışı …r ve …’un Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıkları, gerçek isimlerinin farklı olduğu, davacının 1960 doğumlu, …n ismini kullanan kişinin gerçekte 1988 doğumlu olduğu, …ismini kullanan kişinin ise gerçekte 1971 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme dayanak yapılan, mali müşavir ve hukukçu iki bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; satışın gerçekleştirildiği belgelerin aldatma özelliğinin yüksek olduğu belirtilmiş, davalının sorumlu görülmesi halinde davacının alacak miktarı hesaplanmıştır. Anılan bilirkişi raporu, konunun uzmanı olmayan bilirkişiler tarafından hazırlandığından, sahte belge incelenmeden görüş belirtildiğinden, gerçek araç maliki olan kişiden daha genç olan kişiler tarafından işlem yapıldığı halde davalının bu durumun farkına varmadığı değerlendirilmeden rapor düzenlendiğinden; hükme dayanak alınacak nitelikte değildir.
Mahkemece; davaya konu sahte kimlik belgelerinin getirtilerek, uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak, gerektiğinde dava konusu olay ile ilgili … 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/472 esas sayılı dava dosyası da getirtilip incelenerek, söz konusu belgelerin aldatma yeteneği olup olmadığı aydınlatılarak, gerçek malik ile gerçek malik gibi davranan kişi arasındaki yaş farkının da gözden kaçtığı düşünülerek, ayrıntılı araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.