YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9348
KARAR NO : 2016/7025
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesi ile, evin dış sıvasını yaparken evin çok yakınından geçen yüksek gerilim hattına maruz kalarak yüz, boyun, kol, karın ve kalça kısmının tamamıyla yanması neticesi %46 oranında vücut fonksiyonunu kaybettiğini, …’ın gerekli bakım ve onarım işlerini yapmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, müvekkilinin bu kazayı geçirmeden önce tesisat, boya işinde çalıştığını ve aylık gelirinin 1.500,00 TL ile 2.000,00 TL olduğunu müvekkilinin geçirmiş olduğu kaza neticesinde değil kazandığı işini yapmak, evinde televizyon fişini takmaktan bile korktuğunu, bu kaza sonucu çok büyük ve derin acılar meydana geldiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi, 60.000,000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, meydana gelen olayda kusurlarının bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk hallerinin olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutarken, TBK tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. (G…. B.Hukuku Genel Hükümler C.1.2012.İst.sh.533.535.)
Özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği Borçlar Yasası’nın 58. maddesi gereğince “…imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur.” (TBK .69. maddesi). Belirtilen yasal düzenleme gereğince, davalı, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki nedensellik bağının kesilmiş olmasıdır.
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15).
Dosyanın incelenmesinden, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/1117 sayılı soruşturma sayılı dosyasında 3’lü bilirkişiden rapor aldırılmış, 04/07/2012 tarihli raporda şüpheli …kusurunun olmadığı, müşteki mağdurlar …’nın (davacı) asli kusurlu olduğu, diğer kişi ve kişilerin kusurlarının olmadığının bildirildiği görülmüş, mahkemece de, yargılama sırasında yeniden rapor alınmadan, savcılık tahkikatı sırasında alınan bu rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk hakimi, savcılık tahkikatı sırasındaki, kusura ilişkin değerlendirme ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır.
Hal böyle olunca mahkemece, davalı idarenin kontrol, bakım ve denetim görevini yerine getirip getirmediği, bu açılardan özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği, davacının ise meydana gelen olayda kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında, somut verilere dayalı, gerekçeli ve denetime uygun bilirkişi raporu alınarak, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, savcılık tahkikatı sırasında alınan bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.