YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9360
KARAR NO : 2016/7271
KARAR TARİHİ : 09.05.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet ve ev eşyası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; ziynetlerin düğünden sonra davalının ailesi tarafından saklanmak üzere alındığını, geri verilmediğini, ziynetlerin ve ev eşyalarının davalı yanda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak; ziynet eşyalarının ve ev eşyalarının aynen iadesine; olmaz ise, bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; ziynetlerin davacının ailesinin kasasında saklandığını, davacının ev eşyalarını da alıp götürdüğünü belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının ev eşyaları yönünden açtığı davanın kısmen kabulü ile, 1.495,00 TL eşya bedelinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine; davacının ziynet eşyaları yönünden açtığı davanın ispat edilemediğinden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı ispatlamakla yükümlüdür.
Kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (ev veya araç alımı, evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı…) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesi zorunludur.
Somut olayda; davacı yan, ziynetlerin davalının annesinde kaldığını; davalı yan ise, ziynetlerin davacının ailesinin kasasında saklandığını ileri sürmüştür..
Davalı tanıkları duyuma dayalı beyanda bulunmuşlar; davacı yanın taraflar ile akrabalığı bulunmayan tanığı .. ise beyanında; “Davacının yakın arkadaşı olurum, davacının ve davalının takı merasimi sırasında birer kurdela boyunlarına asıldı, erkek tarafı kendi takılarını damada, kız tarafı da kendi takılarını geline taktılar. Takı merasimi bitiminde fotoğraf çekimi sırasında davalı taraf boynundaki kurdelayı çıkartarak annesinin elindeki siyah bir torbaya koydu. Davacı da kendi boynundaki kurdelayı gelin torbasına koydu. Düğün bittikten sonra hep birlikte tarafları evlerine konvoy halinde götürdük , o sırada davalının annesi gelerek siz bu gece yalnız kalacaksınız ben korkuyorum, altınlarınızı bana verin bende kalsın, ben daha sonra size veririm dedi. Bunun üzerine, davacı kolunda ve boynunda takılı olan tüm altınları ve gelin torbasındaki altınları davalının annesine bizim yanımızda teslim etti ve altınları alan davalının annesi bizden önce aşağıya indi. Davacının üzerinde düğünde takılan hiçbir altını kalmadı, sadece hatırladığım kadarıyla bir adet kişnişli kolye kalmıştı. Düğünden 15 gün sonra gelin görmek için arkadaşlar ile birlikte tarafların evine gittik, davalının annesi de taraflar ile birlikte yaşıyordu, yanımızda o da oturdu. Davacının üzerinde nişan yüzüğü haricinde hiçbir altını yoktu, hatta konuşma sırasında davacı altınlarım yok dediğinde davalının annesi sert bir şekilde ne altınında bahsediyorsun borçlar için ödendi, altın yok dedi. Biz de bu konuşmadan rahatsızlık duyduk, ben düğün gecesi davacının üzerinde altın kalıp kalmadığını hatırlamıyorum, bildiğim kadarıyla davacının babasının kasasında davacının hiçbir altını yoktu. Taraflar arasındaki son tartışma da davacıdaki kişnişli kolye ve belki tam olarak hatırlamıyorum ama bir iki bilezik yüzünden çıkmış olabilir Çünkü, en son davacıdan onları da istemişler ve davacı da onları vermeyince tarafların arası açıldı” diyerek, görgüye dayalı olarak, düğünden sonra takılan takıların davalının annesine teslim edildiğini beyan etmiştir.
Aksine ciddi, inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz.
Mahkemece; anılan bu tanığın, tarafsız ve görgüye dayalı olan beyanına neden itibar edilmediği açıklanmadan, ziynet eşyalarına yönelik talebin reddedilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.