YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9848
KARAR NO : 2016/5289
KARAR TARİHİ : 06.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkete olan borcundan dolayı hakkında icra takibi başlatıldığını ve davalının bu icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek; davalının itirazının iptali ile asıl alacağın %20′ si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; aboneliğe konu taşınmazı 29/11/1996 tarihinde davadışı…’ya sattığını, taşınmazın satımının yapıldığı tarihte elektrik aboneliğinden yetkili olan… Elektrik Kurumu idaresine hem satan olarak davalının hem de satın alan olarak aboneliği alacak kişinin birlikte başvurarak dilekçe verdiklerini, fiili kullanıcı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; kaçak ve ek tüketim bedelinin abone sahibinden değil meskende oturan fiili kullanıcıdan tahsil edilmesi gerektiği, bilirkişi raporuyla belirlenen miktarda davalının sorumluluğu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 183,78TL için takibin devamına, 22.756,70TL için olan talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda; dosya içerisinde bulunan borç döküm belgesinden, 8890 nolu mesken tarifesi abonesi…’ nun 2003/10, 2004/5,11,2005/1, 2007/1, 2008/2, 2008/10, otamatik dönem, 2009/2. dönem kaçak ve ek tahakkuk faturalarından toplam 22.940,48TL borcu bulunduğu, davacı şirketin bu miktar asıl alacak ile 10.142,12TL faiz ve 1.825,57TL KDV üzerinden takip başlattığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sayaç endeksleri ile oynanmış olması nedeniyle tüketimin tespit edilemediği, keşifte tespit edilen elektronik eşyalara göre kullanılabilecek tüketim miktarı üzerinden 90 gün süreyle kaçak, 275 gün süreyle ek tahakkuk hesabı yapıldığı, tespit edilen 183, 78TL’ den fiili kullanıcıların sorumlu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Elektrik abonelik sözleşmesini imzalayan ve aboneliği devam eden abone, tesisatta kullanılan elektrik bakımından elektrik dağıtım şirketine karşı sözleşme gereği sorumlu olduğu gibi, elektrik sayacının muhafazası konusunda da sorumluluğu devam eder. Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan abonenin sözleşmesi iptal edilmediği sürece, fiili kullanıcı ile beraber elektrik dağıtım şirketine karşı kaçak elektrik kullanımı ve normal kullanım bedelinden dolayı müteselsil sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
Yargıtay HGK’nun 27.04.2011 tarih 2011/19-104 E.-2011/239 K.sayılı ilamında da açıklandığı üzere; abonesiz kaçak kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durumda, kaçak kullanımdan her ikisi de müteselsilen sorumludur. Buna göre davalı kurum, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebilecektir. Dolayısıyla normal ve kaçak elektrik kullanımından abone ile birlikte fiili kullanıcı da sorumludur, Somut olayda, aboneliğin kimin adına olduğu, davalı aleyhine bir kaçak tespiti yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.
Ayrıca, davalının aşamalardaki savunmasında aboneliğe son verilmesi yönünde başvuruda bulunduğu savunulmuştur. Davalının aboneliğin iptali için başvuruda bulunup bulunmadığı, abonelik iptal edilmemişse iptal edilmemesinde davacı şirketin haklı olup olmadığı araştırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.