YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9912
KARAR NO : 2016/8583
KARAR TARİHİ : 31.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; 11306 numaralı tarımsal sulama tesisi aboneliğinin müvekkili olan davacıya ait olduğunu, tesisin borcu nedeniyle 05/12/2008 tarihinde mühürlenerek kapatıldığını; müvekkilinin de … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/2 Değişik İş sayılı dosyası ile sulama tesisinin kapatılmasına ilişkin işlemin tedbir yoluyla kaldırılmasını talep ettiğini, mahkemenin tedbir kararıyla sulama tesisinin elektriğini açtığını; sulama tesisinin elektriğinin tedbir kararıyla açıldığını göz ardı eden davalı kurumun, bu süre zarfında sanki hiç tedbir kararı yokmuş gibi davranarak ve müvekkiline cebren mührü açmış gibi iki defa kaçak elektrik tutanağı tuttuğunu; toplamda 27.766 TL kaçak elektrik kullanmından dolayı kaçak elektrik borç tahakkuku gerçekleştirdiğini; kaçak elektrik kullanılmadığının kesinleşen ceza mahkemesi ilamlarıyla sabit olduğunu, müvekkilinin beraat ettiği beyan ederek; davacının kaçak elektrik bedelinden sorumlu olmadığının tespiti ile % 20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; yapılan tahakkukun mevzuata uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacının 25.272 TL kaçak elektrik bedelinden sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, kaçak elektrik bedelinden davacının sorumlu olup olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Davacı taraf, elektriği, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına dayanarak kullandığını, ceza mahkemesinde açılan davada da beraat ettiğini iddia ederek; kaçak tahakkuktan sorumlu olmadığını beyan etmektedir.
Dava konusu kaçak elektrik tespit tutanağında, elektriğin sayaçtan geçtiği; ancak, mührün kaldırılmak suretiyle elektriğin kullanıldığının tespit edildiği görülmüştür.
Kaçak tespit tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitleri içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.
Diğer yandan, davacı ceza mahkemesindeki yargılama sırasında beraat ettiğini beyan ederek, kaçak kullanımın olmadığı hususunun, ceza mahkemesi kararı ile de sabit olduğunu beyan etmektedir.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde; “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka, ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” denilmektedir. Aynı düzenleme, yeni Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde de; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel bir şekilde düzenlenmiştir.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Öyle ise mahkemece, bu ilkeler gözetilerek; mahkemece, dosyanın aralarında uzman ziraat mühendisinin de bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile, davacının sorumlu olacağı kaçak elektrik bedelinin tespit edilip, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.