Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/11223 E. 2016/11126 K. 21.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11223
KARAR NO : 2016/11126
KARAR TARİHİ : 21.09.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının …. dedesi olduğunu, davalının çok sayıda taşınmazı olup maddi durumunun iyi olduğunu, küçüğün annesinin ev hanımı olup, ölen eşinden kalan dul maaşı dışında gelirinin olmadığını, küçüğün öğrenci olup, ihtiyaçlarının arttığını ileri sürerek; davalıdan 500 TL yardım nafakasının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının talep edilen nafakayı ödeme gücü olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren aylık 400,00 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yardım nafakası istemine ilişkindir.
TMK.’nun 364/1. maddesinde; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür”.
TMK.’nun 365/2 maddesinde; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir” düzenlemesi yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği…” vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; 2003 doğumlu küçük Batuhan’ın annesinin velayeti altında olduğu, küçüğün babasının vefat ettiği, küçüğün davalının torunu olduğu, ilköğretim 6.sınıf öğrencisi olduğu, annesi ile birlikte yaşadığı, annesinin ev hanımı olup ve vefat eden eşinden 850 TL dul maaşı aldığı, davalının çiftçi olduğu, yıllık gelirinin 38.991.48 TL olduğu, üzerine kayıtlı taşınmazlar olduğu, 300 TL kira gelirinin olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, küçüğün yaşı ve ihtiyaçları ile davalının gelir durumu nazara alındığında hükmedilen nafaka miktarı biraz fazla olup, TMK.’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; tarafların ekonomik sosyal durumları değerlendirilerek davacının giderleri ile nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı şekilde hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.