YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13171
KARAR NO : 2016/10987
KARAR TARİHİ : 20.09.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 24.10.2014 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, bu karar ile müşterek çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilmediğini ancak aradan geçen sürede müşterek çocuğunun ihtiyaçlarının arttığını ve kendisinin gelirinin bu ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, müşterek çocuk … için aylık 400 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; talep edilen nafakayı ödeyecek ekonomik gücü olmadığını belirtek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk için aylık 200 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 327/1. maddesinde; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın 328/1. maddesi hükmü gereğince ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK. nun 329/1. maddesi)
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun giderleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi)
TMK.’nın 331.maddesine göre; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler.
Tüm bu maddeler doğrultusunda mahkemece iştirak nafakası miktarı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 1997 doğumlu olan müşterek çocuğun dava tarihi itibari ile lise öğrencisi olduğu, davacı annenin hemşire olduğu ve aylık 2.600 TL maaş aldığı, davalı babanın da polis memuru olduğu ve aylık 2.800 TL maaş aldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocuğun çocuğun yaşı ve ihtiyaçları nazara alındığında mahkemece takdir edilen nafaka miktarı azdır. O halde, davalı babanın tespit edilen geliri ile orantılı olacak şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bunun yanında, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, takdir edilen nafaka miktarının gelecek yıllarda artırılması konusunda oran olarak TÜİK’in yayınladığı yıllık ÜFE oranı benimsenmektedir.
Mahkemece, “Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) ” adı altında faaliyet gösteren kurumun 18 Kasım 2005 tarihi itibariyle “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)” olarak değiştirilmiş olduğu göz önüne alınarak, takdir edilen nafaka miktarının her yıl TÜİK tarafından belirlenen ÜFE oranında artırılmasına karar verilmesi gerekirken, hükmedilen nafaka miktarının gelecek yıllarda DİE tarafından belirlenen TEFE oranında artırılmasına karar verilmiş olması da doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.