Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/1349 E. 2016/5153 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1349
KARAR NO : 2016/5153
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların boşandıklarını, müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verildiğini, çocuğun beyin-damar rahatsızlığı olduğunu, çocuğun masrafları olduğunu, davalı babanın ekonomik durumunun iyi olduğunu belirterek, aylık 600,00 TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müşterek çocuğun devam eden bir tedavisi olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aylık 250,00 TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; iştirak nafakası istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 182/2.maddesi ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür.
İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen anne babanın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün geliri gözönünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan nafaka takdirinde velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 13.01.2011 tarihinde kesinleşen karar ile anlaşmalı olarak boşandıkları; 05.02.2001 doğumlu müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verildiği, davacı annenin emekli olup, 1450 TL maaşı aldığı ve, kendisine ait evde oturduğu, çocuğuna baktığı , davalı babanın ise öğretmen olup, 3000 TL maaşı olduğu, yeniden evlendiği ve eşine ait evde kaldığı ve bir aracının olduğu, müşterek çocuğun 7.sınıf öğrencisi olduğu, dershane ve yüzme kursuna devam ettiği, kontrol amaçlı hastaneye götürülüp getirildiği anlaşılmaktadır.
./..
-2-

Bu bilgiler ışığında tarafların gerçekleşen sosyal ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına, özellikle çocuğun yaşına, sağlık durumunun özelliğine, bakım ve tedavi masraflarına, ihtiyaç durumuna göre takdir edilen iştirak nafakası miktarı az bulunmuş, bu husus hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; çocuğun yaşı, sağlık durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek ve TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak daha uygun bir iştirak nafakasına hükmetmek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.