YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14781
KARAR NO : 2016/12721
KARAR TARİHİ : 10.11.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dilekçesinde; 2011 de … Aile Mahkemesi’nin 04/10/2011 tarih ve 2011/784 Esas 2011/934 Karar sayılı ilamı uyarınca anlaşmalı boşanmayla davalı lehine hükmolunan 500 TL yoksulluk nafakasının değişen sosyo ekonomik koşullar nedeniyle kaldırılmasını, olmadığı takdirde asgari hadde indirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının gelirinin yüksek olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile … Aile Mahkemesinin 2011/784 Esas – 2011/934 Karar sayılı ilamı ile davalı lehine bağlanan aylık 500 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı ve davalının 1. ve 2. bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Türk Medeni Kanunun 176/3.maddesine göre; İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Somut olayda; boşanma dava dosyası içeriğindeki sosyo ekonomik durumundan farklı olarak davalının özel bir şirkette asgari ücretle çağrı merkezi görevlisi olarak çalışmaya başladığı ve çalıştığı şirketten dava tarihi itibariyle ortalama asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği anlaşılmaktadır.
Yerleşik Yargıtay’ın uygulamalarına göre, asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ilke olarak kabul edilmiştir (HGK’nun 01.05.2002 gün 2-397 E-339 K.sayılı kararında olduğu gibi). Bu nedenle davalının geliri, yoksulluğu ortadan kaldırmayıp, bu durumun sadece nafaka miktarının tayininde nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, tarafların sosyo-ekonomik durumları nazara alınarak yoksulluk nafakası miktarında hakkaniyete uygun bir indirim yapmaktan ibarettir.
3-Davacı vekili temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Oluş ve kabule göre de; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nafaka davalarında; davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten (maktu vekâlet ücreti) düşük olmamak üzere, hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmolunur, reddedilen kısım için ise vekâlet ücretine hükmolunmaz (AAÜT. md 9).
Somut olayda, mahkeme 2015 yılı A.A.Ü.T. 9.maddesi uyarınca, davacı lehine 1.500 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken verilen kabul kararına rağmen davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte yazılan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK.nun 428.maddesi uyarınca 2.bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına,3.bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.