YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15216
KARAR NO : 2016/12439
KARAR TARİHİ : 03.11.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet eşyasının iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile 2010 yılında evlendiğini, bu evliliklerinden müşterek bir çocuklarının olduğunu, davalı ile müvekkili arasında…. Aile Mahkemesi’ nin 2013/205 Esas sayılı dosyası üzerinden boşanma davasının yargılamasının devam ettiğini, tarafların düğün merasiminde müvekkiline 8 adet 22 ayar 24 gr. üçlü burma bilezik, 1 tane kolye, 1 tane bileklik ve bir çift küpe takıldığını, ayrıca müvekkiline düğünde takılan bileziklerin ve çeyrek altınların bozdurulduğunu, bozdurulan bilezik ve çeyrekler ile 22 ayar 4 adet üçlü burma bilezik yaptırıldığını, yaptırılan bu bileziklerin davalı taraf ve ailesi tarafından alındığını ve ev alınması halinde tarafına verileceğinin söylendiğini, davalının bu duruma itiraz etmediğini, müvekkiline ait ziynet eşyaların tamamının davalı tarafın rızası ve bilgisi ile alındığını, ev alınmadığı gibi altınların davalılar tarafında iade edilmediğini, müvekkilinin davalı tarafından evden uzaklaştırıldığını, evden uzaklaştırıldığında müvekkilinin evde bir çift küpesinin kaldığını, daha sonra eşyalarını almak için eve gittiğinde ise küpelerin bıraktığı yerde olmadığını gördüğünü, müvekkilinin bu takısını dahi alamadığını beyanla 12 adet ortalama 24 gr. değerinde 22 ayar üçlü bileziğin davalılardan müştereken ve müteselsilen aynen iadesine, aksi halde yasal faizi ile birlikte tespit edilecek değer üzerinden davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; takıların düğünden bir gün sonra birlikte bozdurulduğunu, tarafların düğünlerinden kısa bir süre sonra müvekkili Harun’ un işsiz kaldığını, , müvekkili Harun’ un davacı tarafın o dönemde hamile kaldığını öğrendiğini, doktor masraflarının karşılanması ve evin geçimini sağlamak adına davacı ile birlikte ziynet eşyalarını bozdurduklarını, bozdurulan altınların doktor masrafları, müşterek hanenin masrafları ve davacı masrafları için kullanıldığını, davacı taraf ile müvekkili arasında…. Aile Mahkemesi’nde devam eden boşanma davasının yargılamasının devam ettiğini, davacının 30/08/2011 tarihinde evi terk ettiğini, söz konusu küpelerin davacının kulağında olduğunu, fakat evde bıraktığını söylediğini savunarak; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; “… toplanan delillere, tanık anlatımlarına, tarafların beyanlarına, bilirkişi raporuna göre, davacının ziynet eşyalarının davalının anne ve babası tarafından davalının bilgisi dahilinde iade edilmek üzere alındığı ancak bir kısmının iade edilmediği gibi harcandığı bunlara göre iadesi gerektiği…”gerekçesiyle davanın kabulüne, karar verilmiş; sözkonusu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Anayasanın 141’nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde hükmün ihtiva etmesi gereken hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir . Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince, yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Mahkeme, karar gerekçesinde bir kısım ziynetlerin iade edilmediğinden bahsetmesine rağmen hüküm kısmında, tüm ziynetler yönünden dava kabul edilmek suretiyle çelişki yaratılmıştır.
Bu itibarla, karar gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenlerine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.