Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/1642 E. 2016/3450 K. 09.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1642
KARAR NO : 2016/3450
KARAR TARİHİ : 09.03.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin …parsel no.lu gayrimenkulün müştereken maliki olduğunu, 10.01.1990 tarihli ”özel satış senedi” gereğince davaya konu taşınmazı ve üzerinde bulunan evi davalıların murisinden satın aldığını, eve masraflar yaparak o tarihlerden dava tarihine kadar ikamet ettiğini, davalıların murisinin dava dışı Hikmet Soyluer’e verdiği vekaletname ile 02.10.2003 tarihinde taşınmazın tapuda davacıya devrinin yapıldığını, ne var ki taşınmaz için açılan ortaklığın giderilmesi davasında davacının yalnızca arsanın devrinin yapıldığını evin devrinin yapılmadığını öğrendiğini, yine …in vekaletnamesi ile evin devrinin de yapıldığı ancak devir tarihinde murisin vefat etmiş olduğu anlaşıldığından açılan tapu iptal tescil davası ile davacı adına olan tapunun iptaline karar verildiği ve evin tapusunun yine davalıların murisine döndüğünü iddia ederek davaya konu eve yapmış olduğu zorunlu ve faydalı masraflar ile satış bedeline veya sözleşmede öngörülen tazminata ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000TL’nin faiziyle birlikte hissesi oranında davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; zamanaşımı defi’ini ileri sürmüş, esas yönünden de davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde genel zamanaşımı süresinin belirtildiği, davacının sözleşme yaptığı tarihten bu yana geçen süre dikkate alındığında TBK’nunda belirtilen sürenin geçmiş olduğu ve TBK’nun 161. maddesinde belirtildiği gibi davalı tarafça zamanaşımının ileri sürüldüğü anlaşılmakla işbu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre zamanaşımı süresi için kanunda 1 ve 10 yıllık süreler öngörülmüştür. Ancak bu sürenin işleyebilmesi için davacı tarafın verdiğini geri istemeye hakkı olduğunu öğrenmiş olması gerekir. Bu durumda zamanaşımı, davacının dava açmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar.
Somut olayda; davacı vekili müvekkilinin davaya konu evi davalıların murisinden devralmasına karşılık açılan tapu iptal davası ile evin davacı adına olan tapusunun iptal edildiği, bu nedenle davacıya yapılan devrin de sebepsiz kaldığını iddia ederek iş bu davayı açmıştır. Yukarıda yapılan açıklamaya göre davacının, dava açmaya hakkı olduğunu, davaya konu evin kendi adına olan tapusunun iptal edildiği kararın kesinleşmesi ile öğrendiği, zamanaşımının da bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı açıktır. Bahsi geçen tapu iptal tescil davası 07.06.2012 tarihinde kesinleşmiş,temyize konu dava ise 02.05.2013 tarihinde yani yukarıda bahsedilen 1 ve 10 yıllık süre içinde açılmıştır.
O halde mahkemece; dava tarihinde henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınarak, davanın esasına girip yapılacak yargılama sonucunda hasıl olacak sonuç neticesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.