Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/1960 E. 2016/9078 K. 06.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1960
KARAR NO : 2016/9078
KARAR TARİHİ : 06.06.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 2001 yılında boşanmalarına rağmen bir süre sonra tekrar biraya geldiklerini, bu birlikteliklerinden 2005 doğumlu Semire Su ve 2008 doğumlu Sude isminde müşterek iki çocuklarının olduğunu, davalının evlilik dışı dünyaya gelen müşterek çocukları …’nın yetkili dairelerinde tanıdığını, ancak 2014 yılının nisan ayında evden ayrılan davalının müşterek çocukların giderlerine katkıda bulunmadığını ileri sürerek; müşterek çocuklar için aylık 750’şer TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5718 sayılı…’un 19’uncu maddesi uyarınca, nafaka taleplerinin nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna tabi olduğunu, iştirak nafakası talep edilen müşterek çocukların … vatandaşı olup, halen bu ülkede ikamet ettiklerini, buna göre … mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak, davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar ile müşterek çocukların …’da ikamet etmesi nedeniyle davada 5718 sayılı…’un uygulanması gerektiği, anılan kanunun 19’uncu maddesinde yer alan “Nafaka talepleri, nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna tabidir.” hükmü uyarınca davanın yetkisiz mahkemede açıldığı gerekçe gösterilerek; yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Milletlerarası Özel Hukuk kuralları, milletlerarası bağlantıları (yabancılık unsuru) bulunan olay ve ilişkilere hangi devletin maddi hukuk hükümlerinin uygulanacağını gösterir. Bu kurallar bir uyuşmazlığı bizzat çözümlemezler. Sadece, onu çözümleyecek olan yetkili maddi hukuk kurallarını belirtmekle yetinirler. Buradaki hukuk, iç hukuk veya yabancı bir devlet hukuku olabilir. Milletlerarası Özel Hukuk kuralları, iç hukuk kuralları olduğundan her devletin kendine özgü bir Milletlerarası Özel Hukuku vardır. Milletlerarası Özel Hukuk, maddi özel hukuk gibi, bireyler arasındaki adaleti kurmayı amaçlar.

./…
-2-

Milletlerarası Medeni Usul Hukuku ise; yabancı unsurlu olay ve ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, diğer konular yanında, özellikle Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkisi olup olmadığını belirleyen kurallar bütünüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (….); Milletlerarası Özel Hukuk ve Milletlerarası Usul hukukunun ana kaynağını oluşturur. Bu nedenle kanunun birinci bölümü, Milletlerarası Özel Hukuk (madde 1-39) ve Milletlerarası Usul Hukuku (madde 40-49) olmak üzere iki kısımda düzenlenmiştir.
Buna göre, 5718 sayılı…’un 40 ila 49. maddelerinde, yabancı unsurlu olay ve ilişkilerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar hakkında, Türk mahkemelerinin haiz oldukları yargı yetkisini hangi ölçüler içinde kullanacakları belirlenmiştir.
5718 sayılı …’un “Türklerin Kişi Hallerine İlişkin Davalar” başlıklı 41’inci maddesi; “Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür.” şeklindeki düzenlemeyi içermektedir. Madde hükmünün uygulanması için, davanın taraflarından herhangi birinin Türk vatandaşı olması yeterlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olayda gelince; dava, Türk vatandaşı olan ve …’da yaşayan davacı anne tarafından, yine Türk vatandaşı olan ve …’da yaşayan davalı baba aleyhine, evlilik dışı birliktelikten doğan yabancı uyruklu çocuklar için açılmış iştirak nafakası istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, açıklanan niteliği itibariyle yabancılık unsuru taşımaktadır.
Öte yandan, dava, Türk vatandaşının (davalı babanın) kişi hallerine ilişkin davalardan olup, tarafların yaşadığı … mahkemelerinde açılmamış olduğu da dosyada yer alan beyanlar ile sabittir.
Buna göre, dava yetkili mahkeme olan İstanbul mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece; Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin 5718 sayılı…’un 41’inci maddesi gözetilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile uyuşmazlığa uygulanacak yetkili hukuk kuralını belirleyen aynı kanunun 19’uncu maddesi uyarınca yetkisizlik kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
Bundan ayrı, yabancılık unsuru içeren nafaka ihtilafları ile ilgili karşılaşılabilecek sorunların daha kolay aşılması için, Türkiye’nin de bir çoğuna taraf olduğu çeşitli milletlerarası sözleşmeler imzalanmıştır. Bu sözleşmelerden biri de, Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair 1973 tarihli …. Sözleşmesidir. 1973 tarihli….sözleşmesi, aile hukukundan doğan nafaka taleplerinin tümü hakkında uygulanmak üzere hazırlanmış ise de; Türkiye’nin koymuş olduğu çekince nedeni ile Türk hakimi açısından, üstsoy ile altsoy arasındaki nafaka talepleri ile eşler arasındaki nafaka talepleri açısından uygulama alanı bulmaktadır (Prof Dr. …. 2014 sayfa 176 vd).

./..

-3-

5718 sayılı …n “Kapsam” başlıklı 1/2 maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır.” hükmü, yukarıda yapılan açıklama ile birlikte değerlendirildiğinde; temyize konu uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak ülke hukukunun belirlenmesinde, 1973 tarihli … hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Diğer bir anlatımla, 5718 sayılı ….l Hukuk’a ilişkin düzenlemelerinden olan 19’uncu madde, uyuşmazlıkta uygulama alanı bulmayacaktır.
Buna göre, mahkemece yapılacak iş; 1973 tarihli… Sözleşmesinin 4, 5 ve 6. maddelerinde yer alan bağlanma kuralları uyarınca, uyuşmazlığa uygulanacak ülke hukukunu tespit etmek ve bu doğrultuda yapılacak araştırma sonucunda ulaşılacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.