Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/19974 E. 2016/14627 K. 13.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19974
KARAR NO : 2016/14627
KARAR TARİHİ : 13.12.2016

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafıça temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirketten 2 yıllık sözleşme ile 23 adet cep telefonu hattı aldığını, ancak davalı şirketçe verilen telefonların konuşmaya kapatılması ve yıllık ücretin belirlenen tutardan fazla tahakkuk ettirilmesi nedeniyle müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle davalı şirketin müvekkilinden 13.403,91 TL cezai şart talep ettiğini ileri sürerek; istenen ceza bedelinin genel işlem şartı olması nedeniyle iptalini ve müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının sözleşmeyi avukatlık firması adına imzalamış olması nedeniyle tüketici sıfatına haiz olmadığını savunarak, görev itirazında bulunmuştur.
Mahkemece; davacının davalı kurumdan almış olduğu 23 adet hattın mesleki faaliyetleri için kullandığı gerekçesiyle; dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli … Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Somut olayda; uyuşmazlık, davacı ile davalı şirket arasında yapılan cep telefonu abonelik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; aboneliğin tesisi sırasında avukatlık mesleğini ifa eden davacıya ait vergi levhası ve imza sirkülerinin de ibraz edildiği, ayrıca dava dilekçesinde cep telefonunun mesleki amaçlarla kullanıldığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Yapılan bu açıklamalar ile avukatlık mesleğini ifa eden davacının tacir olmadığı gözetildiğinde; dava, genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir.
Buna göre; açılan davaya asliye hukuk mahkemesinin bakmakla görevli olduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “…dosyanın görevli … Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere …,” ifadesinin çıkartılarak yerine “dosyanın görevli … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.12.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.