YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2645
KARAR NO : 2016/5966
KARAR TARİHİ : 18.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların,… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000/444 E ve 2001/36 K sayılı ilamı ile boşandıklarını; 1998 doğumlu müşterek çocuk Gökhan’ın velayetinin davacıya verildiğini, müşterek çocuk için aylık 20 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini; karar tarihinden itibaren 15 yıl geçtiğini ve bu süre sonunda paranın alım gücünün kaybolduğunu ve müşterek çocuğun büyüdüğünü ve açıköğretim lisesinde öğrenci olduğunu belirterek; hak ve nesafet gereği, bu iştirak nafakasının artırılarak 700 TL’ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; söz konusu nafakayı kendi isteği ile ve geliri arttıkça 200 TL olarak yatırdığını, davacının halen yurtdışında olup çalışmak suretiyle gelir elde ettiğini, kendisinin din görevlisi olduğunu ve yeni bir evlilik yaptığını ve bu evliliğinden bir tane daha çocuğu olduğunu, kirada oturmakta olduğunu ve geçimini ancak temin ettiğini, iştirak nafakasına her iki tarafın da katkıda bulunması gerektiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile müşterek çocuğun ihtiyacı ve son nafaka artırım tarihinden itibaren geçen süre gözönüne alınarak; davanın kısmen kabulüne ve iştirak nafakasının aylık 250 TL’ye çıkartılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.
TMK’nın 182/2. maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Yasa’nın 328/1. maddesine göre de; ”Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.”(TMK 330/1)
İştirak nafakasının; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle takdiri gerekir.
Somut olayda; sosyal ve ekonomik durum araştırması neticesinde; davacının,…’da ikamet ettiği, yeniden evlendiği ve bu evliliğinden iki çocuğu olduğu; ancak, davacının geliri ile ilgili tebligat yazılarına cevap vermediği, yalnızca…’da asgari gelir miktarı ile işsizlik sigortası miktarlarına ve aile yardımlarına ilişkin bilgi notunun ekte sunulduğu görülmüştür. Müşterek çocuk..ın 1998 doğumlu, 16 yaşında, açıköğretim lisesinde öğrenci olduğu ve başkaca gelirinin olmadığı anlaşılmıştır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim, davacı annenin yurtdışında evli olup bu evliliğinden iki çocuğunun olması ve müşterek çocuğa fazla destek olamaması; nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu ile önceki nafaka takdirinin üzerinden geçen süre nazara alındığında; mahkemece artırılan nafaka miktarı az olup, TMK 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu da gözetilerek, TMK’nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak; daha uygun bir miktarda nafakaya hükmetmek olmalıdır.
Aynı zamanda, hükümde, nafaka artırım davalarında artırımın dava tarihinden itibaren geçerli olacağı hususunun belirtilmesi gerekirken; bu hususun mahkeme kararında belirtilmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.