Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/2857 E. 2016/5365 K. 06.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2857
KARAR NO : 2016/5365
KARAR TARİHİ : 06.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı kuruma 5550 nolu elektrik abonesi olduğunu, davalı kurum tarafından davacı hakkında 10.01.2011 tarih 69440 sayılı kaçak tespit tutanağı ile 67.454.80 TL kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini, kaçak tespit tutanağına konu arazinin .. tarafından kullanıldığını, ..’in… 2.Asliye Ceza Mahkemesindeki ifadesinde araziyi kendisinin kullandığını beyan ettiğini, kaçak tespit tutanağının düzenlendiği tarih nazara alındığında arazide buğday ekili olduğunu ve bu dönemde buğdayın sulamaya ihtiyaç duymadığını, davalı kurumun davacının ihtilafsız tahakkuk dönemlerini dikkate almadan kurulu güç üzerinden hesaplama yaparak kaçak tahakkuku ve ek tahakkuk yapmasının doğru olmadığını ileri sürerek davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın süresinde fatura ve kaçak elektrik tahakkukuna itiraz etmediğini, kaçak tutanağının ve tahakkukların mevzuata uygun olarak düzenlendiğini, dava konusu yeri ..’in kullandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 07.09.2010 tarihli sayaç değiştirme tutanağında davacının imzasının bulunduğunu, tüketim ekstresinde herhangi bir dönemde düşme tespit edilemediğinden yönetmelik ve mevzuat gereği kurulu güç üzerinden hesaplama yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 5505 nolu abonelik bakımından düzenlenen 10.01.2011 tarih ve 69440 seri numaralı kaçak tutanağı kapsamında davalıya 48.736,24 TL borçlu olmadığının (18.718,56 TL borçlu olduğunun) tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
.
Mahkemece alınan 28/02/2013 tarihli bilirkişi raporunda,… İli Merkez… Köyünde bulunan tarımsal sulama tesisinde davacı … adına 5505 nolu elektrik abonesine, sayaçların sökülmesi ve laboratuvar incelemesine gönderilmesi, inceleme sonucu sayaca müdahale edildiği (sayaç raporu ile desteklenmiş) sayaçların değişim öncesinde kayıtlı tüketim endekslerinin düşük olduğu tespitleri ile … Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından 10/01/2011 tarihli 68440 sayılı kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı çerçevesinde kaçak işlemi yapılmasının yönetmelik maddelerine ve mevzuata uygun olduğu, davacının sayaca müdahale ederek kaçak elektrik kullanmış olduğu 2010 yılı içerisinde sezonda çiftçi kayıt sistemi bilgilerinden buğday ve mısır bitkisi ektiğinin tespit edildiği, ancak davalı kurumun elinde yeterli bilgi ve doğru tespit edilmiş veri bulunmadan pamuk bitkisi ekildiği varsayılarak hesaplamış olduğu kaçak elektrik tahakkuk miktarının gerçek kaçak elektrik tüketimi olmadığı sonucuna varıldığı, 10/01/2011 tarihli 68440 sayılı tutanak çerçevesinde davacı Dedaş’ın talep edebileceği 11/2011 dönemi gerçek kaçak elektrik tüketim bedelinin 771,06 TL, kaçak elektrik ek tahakkuk bedelinin 1.691,41 TL olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu rapora itiraz edilmesi üzerine mahkemece yeniden üçlü bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda, davacının kullanmış olduğu kaçak elektrik miktarının 58.320 kWh olduğu, bunun sonucunda davacının davalı şirkete 13.631,01 TL kaçak elektrik bedeli ve 5.087,55 TL ceza bedeli olmak üzere toplam 18.718,56 TL borçlu olduğu tespit edilmiş ve davaya konu aboneliğe kaçak elektrik tahakkukuna ilave olarak bir fark tahakkuku yapılmasının teknik ve hukuki bir dayanağının bulunmadığı, her ne kadar mevzuata göre dayanaksız olsa da; 28/02/2013 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların mantığa ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla 28/02/2013 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar sonucu belirlenen miktarın davacının borcu olarak kabul edilip edilmemesinin takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir.
HMK.nun 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
HMK’nun 281.maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Somut olayla ilgili mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu gibi, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gerekçe gösterilmeden davaya konu aboneliğe kaçak elektrik tahakkukuna ilave olarak bir fark tahakkuku yapılmasının teknik ve hukuki bir dayanağının bulunmadığı kanaatine varıldığı belirtildiğinden, bilirkişi raporu, bu davada uyuşmazlığı çözecek nitelikte, somut ve bilimsel veriler içermemekte ve Yargıtay denetimine de elverişli bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece; önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik konusunda uzman bilirkişi kurulundan, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek, davaya konu kaçak tespit ve tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak, talep edilebilecek bedelin (kaçak ve kaçak ek tahakkuku) hesaplattırılması suretiyle, denetime elverişli bir rapor alınarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.