Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/2879 E. 2016/7584 K. 12.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2879
KARAR NO : 2016/7584
KARAR TARİHİ : 12.05.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalının kızı olduğunu, davalı ve müvekkilinin annesinin … 3. Aile Mahkemesinin 2011/1093 Esas, 2012/735 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, müvekkili lehine hükmedilen iştirak nafakasının müvekkilinin reşit olması sebebiyle sona erdiğini, müvekkilinin …. Üniversitesinde öğrenci olduğunu, müvekkilinin annesinin ev hanımı olduğu ve nafakadan başka geliri bulunmadığını ileri sürerek, müvekkili lehine aylık 500 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı dilekçesinde; yeni bir evlilik yaptığını, maddi durumunun yetersiz olduğunu, asgari ücretle çalıştığını, hakkında çok sayıda icra takibi olduğunu,150 TL gibi bir makul bir nafaka ödemesi yapabileceğini, davacının annesine aylık 750,00-TL nafaka ödediğini, ayrıca davacının annesinin babasından dolayı yetim aylığı aldığını, davacının annesi yanında kaldığını, davacının annesinin kendi evi olduğunu, kira gelirleri olduğunu belirterek, davacıya, annesine ödediği nafakadan kesilerek nafaka bağlanmasını talep etmiştir.
Davalı 21/12/2015 tarihli duruşmadaki beyanında; yeni bir evlilik yaptığını, mermer firmasında çalıştığını asgari ücret geliri olduğunu, davalıya aylık 250,0-TL nafaka ödeyebileceğini belirtmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı için dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 250,00-TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dosya içerisinde mevcut … 3. Aile Mahkemesinin 21.06.2013 tarihinde kesinleşen 2011/1093 E.-2012/735 K. sayılı ilamının incelemesinde, … tarafından açılan boşanma davası sonucunda, tarafların (eldeki davada davalı ile dava dışı annenin) boşanmalarına, müşterek çocukları … için (eldeki davada davacı) kararın kesinleşmesinden itibaren 500 TL iştirak nafakasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları hakkında yapılan araştırmada, davacının . öğrencisi olduğu, ev hanımı olan annesinin yanında kaldığı, davalının ise, mesleğinin mermerci olduğu ayrıca emekli olduğu, aylık kazancının tespit edilemediği, 350 TL karşılığında kirada eşi ile birlikte oturduğu, önceki eşine 750 TL nafaka verdiği, yetkilisi olduğu, ancak şirketlerin faal olmadığının tespit edildiği görülmüştür.
Dosya içerisinde mevcut 20.11.2015 tarihli araştırma tutanağında ise davalının belirtilen adresinde eşi ait ”,,,” isimli işyerinin bulunduğu belirtilmiştir.
TMK.’nun 328/2.maddesinde; “Çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler”,
TMK.’nun 364/1.maddesinde; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür”,
TMK.’nun 365/2 maddesinde; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir” düzenlemeleri yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği…” vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davalının ekononomik durumu hakkında yeterli araştırma yapılarak, yetkilisi olduğu şirketlerin faal olup olmadığı ilgili ticaret sicil müdürlüklerinden sorulmalı, sözkonusu şirketlerden elde ettiği bir gelir olup olmadığı da kapsamlı bir şekilde araştırılmalı ve sonucu dairesinde, davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsü davalı babanın geliriyle orantılı olacak şekilde, TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, davaya konu nafaka istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.