YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3285
KARAR NO : 2016/5183
KARAR TARİHİ : 05.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı … vekili dilekçesinde; müvekkilinin ikamet ettiği evin üstünden hatalı olarak alçak gerilim enerji nakil hattı geçirildiğini, 16/02/2007 tarihinde evinin bacasını temizlemek üzere evin üstüne çıktığında, baca temizlemek için kullandığı demir çubuğu elektriğin çekmesi sonucu yaralandığını, bir bacağından sakat kalan müvekkilinin halen hastanelerde tedavi gördüğünü, yürüme zorluğu çeken müvekkilinin bu kaza sonucunda çalışma gücünü de kaybettiğini ileri sürerek, müvekkilinin uğramış olduğu manevi zarara karşılık 20.000 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile çalışma gücünü kaybetmesi nedeniyle 1.000 TL maddi tazminatın ve tedavi gideri olarak şimdilik 1.000 TL tazminatın olay tarihi olan 16/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı … dilekçesinde; 1979 yılında … İl Özel İdaresi tarafından, köyün kullanma ve içme suyu sağlamak için açılan sondaj kuyusu pompa tesisinin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla evinin üzerinden enerji nakil hattının geçirildiğini, 16.02.2007 tarihinde oğlu …’ın tıkanan evlerinin bacasını temizlemeye çalıştığı bir anda enerji nakil hattından geçen elektriğin demir çubuğu çekmesi sonucu oğlunun bacağından sakatlanarak iş gücü kaybına uğradığını, oğlunun zararının giderilmesi için açtığı tazminat davasının derdest olduğunu, evlerinin 3 metre yukarısından geçmekte olan enerji nakil hattı nedeniyle kendisinin de rahatsızlandığını, ilgili yerlere müracaatları sonucunda enerji nakil hattının 1 ay kadar önce bulunduğu yerden kaldırıldığını ancak ailece bu enerji nakil hattı nedeniyle kendilerinde rahatsızlıkların başgösterdiğini, kendisinin…e Göğüs Hastanesinde ciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğünü, doktorunun, bu rahatsızlığında evlerinin üzerinden geçen enerji nakil hattının etkili olabileceğini söylediğini, tedavisi nedeniyle sürekli hastaneye gidip gelmek zorunda olduğunu, bu durumun maddi manevi olarak kendilerini yıprattığını ileri sürerek 5000 TL maddi, 50000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili asıl davadaki dilekçesinde; davacının haksız fiilden kaynaklanan tazminat talepleri hakkında zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, mevcut… hattının müvekkili şirkete ait olmadığını, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini, birleşen davadaki dilekçesinde ise; hiçbir somut veri ve bulguya dayalı olmayan, soyut iddiadan ibaret talebin reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; asıl dava hakkında, 19.11.2008 tarih 2008/160-243 E.K. sayılı karar ile davalı … yönünden husumet nedeniyle, diğer davalı İl Özel İdaresi yönünden görevsizlik nedeniyle davanın reddine dair verilen hüküm, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.05.2009 tarih 2009/5027-6859 E.K. sayılı karar ile davanın Tredaş’a yöneltilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, akabinde davacı …’ın davalı aleyhine 10.02.2011 tarihinde açtığı tazminat davası, eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece; kusur ve hesap yönünden aldırılan bilirkişi raporları doğrultusunda, asıl davada davanın kısmen kabulüne, 1.965,67 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davada, davacı …’ın herhangi bir maddi zararı bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, meydana gelen zararla yaşanan olay arasında nedensellik bağı bulunduğu, yaşanan olay nedeniyle davacı …’in yaralanmış olduğundan vücut bütünlüğü ihlal edilmiş ayrıca belli bir süre iş ve güçten kaldığından manevi acı ve üzüntü yaşamış olduğu,..t’in annesi davacı …’ın da aynı şekilde kaza sebebiyle manevi acı ve üzüntü yaşamış olduğu gerekçesiyle 2.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava ve cevap dilekçesinde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçları bu duruma göre kabul veya reddedilecektir.
Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. (HMK. m. 25/1)
HMK. m.26 (HUMK. m. 74) gereğince; hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Birleşen davada davacı …’ın dilekçesi ve dosya içeriğinden, davacı …’ın maddi- manevi tazminat talebinin, asıl davada davacı olan oğlu Levent’in 16.02.2007 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle değil, evlerinin üzerinden geçen… hattı nedeniyle kendisinin de bir takım rahatsızlıklar geçirmesi nedeniyle maddi ve buna bağlı olarak da manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; mahkemece, birleşen davada davacı …’ın dava dilekçesinde dayanmadığı vakıaların değerlendirmeye esas alınarak ve taleple bağlılık kuralına da aykırı olacak şekilde, davacı …’ın dava dilekçesinde iddia ve talep etmediği, oğlu davacı …’in yaralanmasına neden olan kaza sonucunda manevi acı ve üzüntü yaşamış olması gerekçesiyle yazılı şekilde, davacı … lehine manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.