Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/3761 E. 2016/7349 K. 09.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3761
KARAR NO : 2016/7349
KARAR TARİHİ : 09.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde; tarafların 2009 yılında evlendiğini, bir yıldır ayrı yaşadıklarını, davalının davacıyı arayıp sormadığını, davacının infak ve iaşesi ile masraflarını karşılamadığını, bu nedenle davacı için 1000,00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davalının kalp ameliyatı olduğunu, davacının davalının bakımıyla ilgilenmemek için kendi isteğiyle evi terk ettiğini, bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren aylık 400.00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı eş yönünden tedbir nafakası istemine ilişkindir.
4721 sayılı MK.nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Buna göre davacının ayrı yaşamada, haklı olup olmadığının araştırılması ve “ayrı yaşamada haklılık” olgusunun kanıtlanması gerekir.
Somut olayda; davacı ayrı yaşamada haklı olduğunun ispatı hususunda tanık deliline başvurmuş, davacı tanığı olarak dinlenen .. davacının komşusu olduğunu, tarafların neden ayrı yaşadıkları hususunda bilgi sahibi olmadığını, davacı tanığı …. ise davacıyı komşusu olması sebebiyle iki yıldır tanıdığını, davacının geliri olmadığını ve komşularının yardımı ile geçindiğini beyan etmiştir. Davacı tanık beyanları ile ayrı yaşamada haklılık olgusunu ispat edememiştir. Bu yönde kabul edilebilir herhangi bir delil bulunmamaktadır. Buna göre dosya kapsamı, taraf ve tanık beyanı ile ayrı yaşamada haklı olduğu iddiasını ispat edemeyen davacı lehine davanın kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.