Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/3927 E. 2016/7307 K. 09.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3927
KARAR NO : 2016/7307
KARAR TARİHİ : 09.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kocanın müşterek konutu terk ederek ailesinin yanına gittiğini, davalının evi terk etmesinden sonra müşterek çocuğun doğduğunu, davalının davacıya destek olmadığını, çocuğunu bir kere dahi görmediğinin, ihtiyaçlarını karşılamadığını, tarafların ayrı yaşamaya devam ettiklerini belirterek, davacı ve müşterek çocuk için 300’er TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile davacı ve müşterek çocuk için 150’şer TL tedbir nafakasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı TMK’nun 186/3.maddesinde; eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılacağı ifade edilmiş, 197/2.maddesinde de; birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır, denilmiştir.
Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği davalı (koca) evlilik birliğinin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. (TMK.186/son) davacı (kadının) belirli bir gelirinin bulunması, hatta gelirinin davacı kocadan fazla bile olması davalı kocaya ortak giderlere (elektrik,su,telefon, yakıt, kira parası vs.) katılma yükümlülüğünden tamamen kurtarmaz. Kadının gelirinin bulunması nafaka takdirine engel değildir. TMK.nun 327/1. maddesine göre, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderleri ana ve baba tarafından sağlanır. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. (TMK 328/1) Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. (TMK 329/1)
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda, tarafların yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davacınınev hanımı olduğu, geliri olmadığı, annesinin yanında yaşadığı, çocuğuna baktığı, müşterek çocuğun 2014 doğumlu olduğu, davalının babasına ait kaynak dükkanında çalıştığı, otobüs ve seyahat turlarında şoförlük yaptığı, aylık ortalama 1.000 TL geliri olduğu, babasına ait evde kaldığı anlaşılmıştır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakaların niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre, takdir edilen tedbir nafakaları miktarı hak ve nesafete uygun olmayacak şekilde düşüktür. Tedbir nafakasının miktarının tayin edilmesinde davalının geliri ve tarafların birlikte yaşadıkları sırada davalının alıştırdığı geçim şartlarının dikkate alınması gerekir.
Mahkemece; davacı tarafın ve müşterek çocuğun geçimi ve bakımı için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkeside dikkate alınarak, davacı eş ve müşterek çocuk yönünden daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.