YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4058
KARAR NO : 2016/6586
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafça yapılması gereken davacı ile davalı kurum arasında mevcut elektrik aboneliğine istinaden dış hat çekilmesi ve direklendirme işleminin davalı tarafından yerine getirilmemesi üzerine müvekkili tarafından yapıldığını belirterek, bu işlemler için sarf edilen 11.800,00 TL’nin fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının belirttiği direklendirme ve hat çekim işleminin müvekkili tarafından yapılması gereken bir hizmet olduğunu kabul etmekle birlikte, henüz bu bölgedeki yatırım programı uygulanmaya başlamadan önce davacı tarafın bu işlemleri yasa ve yönetmelikte belirtilen usullere aykırı olarak yaptığını bu nedenle müvekkili kuruma hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğini, ayrıca düzenlenen bu fatura bedellerinin ancak davacının dağıtım tarifesi (elektrik faturasındaki bir birim) bedelinden düşülmek suretiyle davacıya geri ödenebileceğini, ayrı bir alacak davası olarak istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 7.792,92 TL’nin 22.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık davacı ile davalı kurum arasında imzalanan abonelik sözleşmesi gereği davacıya elektrik enerjisi sağlanabilmesi için yapılması gereken dış hat çekilmesi ve direklendirme işleminin davacı tarafça yapılmış olması nedeniyle davalı kurumun bu bedelden sorumlu tutulup tutulamayacağı, davalı kurumun bu bedelden sorumlu olması halinde davacı tarafça ödenen bu bedelin ne şekilde tahsil edileceği noktasında toplanmaktadır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; bu kanunun birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın 3.maddesinde tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlamıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde 3.maddede tanımları verilen satıcı ve tüketici arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı ile davalı kurum arasında elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla abonelik sözleşmesinin imzalandığı, abone grubunun mesken olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve davacının 4077 sayılı yasa kapsamında tüketici olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda sözü edilen yasanın 23. maddesi gereğince davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca; mahkemece, bu yönler gözönünde tutularak, o yerde ayrı bir Tüketici Mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi, yok ise davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılacağına karar verilerek, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.