YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4175
KARAR NO : 2016/5498
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının, davalıdan harici sözleşme ile tapuya kayıtlı taşınmaz satın aldığını, bedelini ödediğini, devrin sağlanmadığını, devrin gerçekleşmesi ya da bedelin ödenmesi için davalıya ihtar gönderildiğini, icra takibi yapıldığını, icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek; itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını belirterek reddini istemiştir.
Mahkemece; sözleşme tarihi ile icra takibi arasında 10 yıllık zamanaşımının geçtiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
Davaya konu taşınmaz, harici satışın yapıldığı tarihte tapuya kayıtlı bir yerdir. Tapulu taşınmazların satış ve devirleri TMK.’nun 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanununun 26, Noterlik Kanununun 60/3 ve 89.maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmazlar. Yapılan bu tür satışlar mutlak butlanla batıl (yok hükmünde) sayılmaktadır.
07.06.1939 tarih 1936/31 Esas ve 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında; “Taşınmazın haricen satışına ve satışı vaadine ilişkin muameleler kanunen geçerli bulunmamış ise de, satıcının bu işte görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi takdirde almış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcıyla aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini üstlenmiş ise bu gibi uyuşmazlıklar Borçlar Kanununun 125.maddesine göre on yıllık zamanaşımına
bağlıdır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı, ferağdan dönme ve vazgeçme tarihidir” denilmektedir. Şu halde, satıcı geçerli bir sözleşme yapmadığı takdirde aldığı satış bedelini geri vermeye mecburdur. Bu nedenle alıcı, satıcının ferağ vermesini bekler. Ferağ verme yönündeki ümidi kesildiği takdirde, verdiği parayı isteme hakkı doğar. İşte satış parasının geri verilmesi davalarında zamanaşımının başlangıcı bu ümidin kesildiği veya satışın yapılmasının imkan dahilinden çıktığı ya da tapuda devir yapma olanağının ortadan kalktığı tarih olmaktadır.
Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan dava, BK.nun 125.maddesine (6098 sayılı BK.’nun 146.maddesine) göre 10 yıllık zamanaşımına tabidir. 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi, satış bedeline ilişkin paranın verildiği tarih değil, sözleşme geçersiz olsa da satıcının rıza ve ihtiyariyle taahhüdünü her zaman yerine getirebileceği göz önüne alınarak bunun ifasını beklemek durumunda bulunan alıcı için, ancak davaya konu taşınmazın tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkansız hale geldiği tarihtir.
Somut olayda; harici satım sözleşmesinin 17/07/2000 tarihinde imzalandığı, sözleşmeye konu taşınmazın kadastro tespit tutanağının 28/01/1993 tarihinde davalının babası Mevlüt Karadağ adına kesinleştiği , davalının babasının 26/02/2013 tarihinde vefat ettiği ,güncel tapu kaydından anılan taşınmazın Mevlüt Karadağ mirasçılarına 27/03/2013 tarihinde intikal ettiği anlaşılmaktadır .
Buna göre; taraflar arasındaki harici satım sözleşmesine konu edilen taşınmazın maliki olan davalının babası… ‘ın vefat etmesi ile dava konusu edilen alacak muaccel hale gelmiştir. İcra takibi 04/07/2013 tarihinde yapılmış , dava ise 28/08/2013 tarihinde açılmıştır.
Mahkemece; vefat tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde icra takibi yapıldığı ve davanın açıldığı gözetilerek, zamanaşımı definin reddine karar verilmesi ve işin esasına girilmesi gerekirken; yasal olmayan gerekçeler ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.