YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4619
KARAR NO : 2016/5479
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafakanın kaldırılması-indirilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının … 1.Aile Mahkemesinin 2012/157 Esas ve 2012/155 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, mahkemece davalı lehine aylık 1000 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, nafakanın takdir edildiği tarihte davalının çalışmadığını ancak aradan geçen sürede davalının 19.06.2014 tarihi itibariyle çalışmaya başladığını müvekkilinin ise yeniden evlendiğini, bir çocuğunun daha olduğunu, giderlerinde artış meydana geldiğini belirterek varolan yoksulluk nafakasının hakkaniyet ölçüleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak öncelikle kaldırılmasını mümkün olmadığı takdirde 400 TL ‘ye indirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile … 1.Aile Mahkemesi’nin 2012/157-155 E.K sayılı ilamı ile davalı için hükmedilen 1000 TL yoksulluk nafakasının davalının işe başlama tarihi olan 19/06/2014 tarihi itibari ile kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 176/4.maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın arttırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Bu bağlamda; nafakanın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden bozulacak olursa sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gündeme gelebilir.
Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzeder.
Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk, dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; tarafların, 14.03.2012 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları, davacının, davalı kadına aylık 1000 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiği, bu nedenle mahkemece, davalı kadın lehine aylık 1000 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, nafakanın kaldırılmasına dair bu davanın ise 17.10.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasında, davacının doktor olup, aylık 8000 TL geliri olduğu, kendisine ait evi bulunduğu, 1 adet otomobilinin bulunduğu, davalının ise inşaat mühendisi olup, aylık 2.200 TL maaşı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, tarafların boşanmadan sonra ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik olmamış, edimler arasındaki dengenin, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulduğu davacı tarafından ispat edilememiştir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek, (çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereğince) TMK’nın 4. maddesinde vurgulan hakkaniyet ilkesi gereğince, nafakanın uygun bir miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakasının tümden kaldırılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.