YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5102
KARAR NO : 2016/6589
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı …’in 2013 tarihinde evlendiklerini, davalı …’ın…’in babası olduğunu, düğün töreni sırasında davacı müvekkiline takılan altınların, evlilik sonrası davalı eşi ve kayınpederi tarafından, kaybolur endişesi ileri sürülerek kasada saklamak üzere müvekkilinden alındığını ve bir daha iade edilmediğini, müvekkili davacının davalı eşi ve ailesinin davranışları yüzünden müvekkilinin bir hafta içinde hayatından endişe ederek evden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek, liste halinde tek tek saydıkları ziynet eşyalarının müvekkiline aynen iadesine, bu mümkün olmadığı takdirde bedelleri olan 50.000 TL’nin (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 17.11.2014 tarihli ıslah dilekçesinde; ziynet eşyası taleplerinin 135.845 TL olarak ıslah ettiklerini belirtmiş, eksik harcı tamamlamıştır.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının yalnızca dokuz gün müşterek konutta kaldığını, dokuz gün sonunda kimsenin evde olmadığı bir vakitte anne ve babasını çağırarak onlarla birlikte evden ayrıldığını ve altınları da yanında götürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, düğünde takılan takıların davacıdan alındığı ve bir daha iade edilmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile cins ve nitelikleri itibari ile tek tek sayılan ziynetlerin aynen davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine, aynen ifası mümkün olmaması halinde ziynet eşyalarının bedeli olan 135.845 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava, ziynet eşyalarının aynen ya da bedeli istemine ilişkindir.
Davacı tarafın, düğünde kendisine takılan ziynet eşyalarının davalı tarafça elinden alındığı yönündeki iddiasına karşılık, davalılar, altınların davacı tarafça götürülüğünü savunmuşlardır. Dinlenen davacı tanıklarından … beyanında, davalı … ile aralarında geçen konuşmada davalı …’ın kendisine hitaben “ya Hacıali bunlar altınları istiyorlarmış, ben altınları bozdurdum” şeklinde söylemlerde bulunduğunu ifade etmesi karşısında, davacının altınlarının davalılarca alınarak bozdurulduğunun ve bu ziynet eşyalarının davalılarca iade edilmesi gerektiğinin kabulü hususunda bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, hükme esas alınan 30.10.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda; 1 adet cumhuriyet altını bedelinin dava tarihi itibariyle 1.470 TL olarak belirtildiği ancak bu bedelin altın fiyat verilerine uygun olmadığı, ayrıca raporda “tektaş, beştaş ve yüzük” olarak belirtilen altınların incelenen fotoğraflarda mevcut olup olmadığının belirtilmediği, bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı anlaşılmasına karşın, mahkemece, eksik incelemeye dayalı bu bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bunun yanında, davacı vekili, 09.12.2014 tarihli dilekçesinde, dava konusu taleplerini ıslah ederken sehven işçilik ücretleri de dahil olmak üzere talepte bulunduklarını, kararda işçilik ücretlerinin düşülmesi gerektiğini belirtmiş olmasına karşın mahkemece, davacıya iadesine karar verilen altınların işçilik ücretlerinin de bedele dahil edilmek sureti ile hüküm kurulmuş olması, ayrıca yine, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz isteminde bulunulmamış olmasına karşın ıslah dilekçesi ile faiz istenmiş olması göz önüne alındığında, mahkemece yalnızca ıslah edilen (ıslah ile artırılan) bedel bakımından ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, tüm bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması da doğru görülmemiş, bu hususlar da ayrıca bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.