Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/6032 E. 2016/6484 K. 25.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6032
KARAR NO : 2016/6484
KARAR TARİHİ : 25.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının göğüs protez-dikleştirme estetik ameliyatı olmak üzere davalıya başvurduğunu, 28/05/2010 tarihinde ameliyat yapıldığını, istenilen sonucun alınamadığını, davalının gereken özen ve dikkati göstermediğini, bu yüzden davacının 3 kez daha ameliyat olmak zorunda kaldığını, davalının herhangi bir arşiv oluşturmadığını, hastayı tanımadığını, davacının psikolojisinin bozulduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, bugüne kadar yapılan ameliyatlar için 5.000.00. TL, yeni ameliyat için 15.000.00. TL maddi tazminatın, 30.000.00. TL manevi tazminatın yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; gereken dikkat ve özenin gösterildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 10.000 TL maddi tazminatın 14/05/2012 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya ödenmesine, 5.000 TL manevi tazminatın 14/05/2012 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazı yerinde değildir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu bedel, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Olay tarihi, olayın gelişim biçimi davacıda ameliyat sonrası oluşan doku kaybı ve şekil bozukluğu ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Tarafların ekonomik sosyal durumları ayrıntılı olarak araştırılıp belirlendikten sonra davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.