Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/651 E. 2016/7832 K. 23.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/651
KARAR NO : 2016/7832
KARAR TARİHİ : 23.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dilekçesi ile; davacı ile davalılardan.. ve ..’un aynı binada malik olduklarını, diğer davalı …’in ise, bu binanın çatı kaplama ve mantolama işi için anlaşılan yüklenici olduğunu, davalı yüklenicinin bu iş için her daireden olduğu gibi, davacıdan da 1.200 TL peşin para ve 2.000 TL’lik senet aldığını; ancak, edimini ifa etmediğini; davacının bu işi 3.kişiye yaptırdığını, karşılığında da 2.000 TL bedel ödediğini, davalı kat maliklerinin bu onarımı delip kesmek suretiyle tahrip ettiklerini ileri sürerek; 3.200 TL’nin davalı …’den, 6.000 TL’nin ise diğer davalılardan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; iddiaların yerinde olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; tüm davalılar yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anılan karar Dairemizin 2014/2625 Esas, 2014/10714 Karar sayılı ve 01/07/2014 tarihli kararı ile “…Davalılardan,… ve … yönünden verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı yüklenici … yönünden ise; Medeni Kanunun 6.maddesi gereğince “Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” Buna göre bir olgudan kendi yararına hakların var olduğunu ileri süren taraf, o olguyu ispatlamakla yükümlüdür. O halde, iddiasını ispatlamak, öncelikle davacıya aittir. Ancak, davacının sunduğu delillerle iddia net biçimde ispatlanamıyorsa, hakim ispat yükü kendisine düşen davacıya başkaca delili olup olmadığını sorabilir ve varsa delillerinin sunulmasını isteyebilir.
Öyle ise mahkemece; bu ilke ve esaslar gözetilerek, ispat yükü davacıda kabul edilip, davacı tarafa iddiasının ispatına ilişkin delillerini sunması için süre verilip, en son çare olarak da davacının iddiasını ispat yönünden dilekçesinde yemin deliline dayandığının da anlaşılması karşısında, davacı tarafa, davalıya yönelik olarak yemin teklif etme hakkının bulunduğu kabul edilip, yaptırılacak yeminin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir…“ gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş ve davalılar… Tüfekçi ve … yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; kararın aleyhine bozulduğu davalı yüklenici …’dir. Bozma kararında ayrıntılı anlatıldığı şekilde davacı tarafından yemin teklifinde bulunma hakkı da sadece davalılardan yüklenici …’e yöneliktir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gereği yerine getirilmemiş, davacı yana davalı … ‘a yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ve davacının yemin teklifi üzerine yüklenici olmayan kat maliki olan davalı Serdar teklif edilen yemini eda etmiştir.
Mahkemece; davacı yana, davalı yüklenici …’e yemin teklif etme hakkının hatırlatılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.