Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/6553 E. 2016/7221 K. 05.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6553
KARAR NO : 2016/7221
KARAR TARİHİ : 05.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili şirketin “….” adresinde bulunan taşınmazı hakkında yıkım kararı verildiğini ve …Belediyesi tarafından 12.07.2013 tarih ve 2013/7602-…. sayılı yazı ile davalıdan yıkım yapılacak olan yapının suyunun kesilerek sonucundan bilgi verilmesinin talep edildiğini ancak davalıya müracaat edildiğinde şifahi olarak “yapının 14.382,87 TL tutarında birikmiş su borcu olduğu” söylenerek taleplerinin reddedildiğini, yıkımı yapılacak olan yapıya ait, müvekkili şirket ve davalı arasında akdedilen sözleşmenin 10.10.2007 başlangıç tarihli olduğunu, belirtilen borç miktarının ise sözleşmenin tarihinden önceki ve taşınmazın önceki maliki olan Ahmet Kemalettin Çelik’e ait olduğunu, müvekkilinin sözleşme tarihinden itibaren tahakkuk eden tüm faturaları eksiksiz olarak ödediğini, müvekkili şirketin davalı ile yapmış olduğu 10.10.2007 tarihli sözleşme öncesine ait 5.467,80 TL su bedeli ve 8.882,03 TL gecikme cezasının müvekkili şirket ile hiçbir ilgisi olmamasına ve müvekkili şirketin davalıya böyle bir borcu bulunmamasına rağmen müvekkili şirket merkezinin yıkım kararının ileride doğabilecek muhtemel zararın önlenebilmesi için ivedilikle uygulanması gerekliliği nedeniyle 34986711 abone nolu müvekkili şirket tarafından davalı tarafına verilen 15.08.2013 tarih ve 404138 sayılı ihtirazı kayıt dilekçesi ile birlikte 14.08.2013 tarihli 585794640 makbuz nolu ve 165707 9 mukavele nolu tahsilat makbuzu ile toplam 14.390 TL olarak ödendiğini ileri sürerek; davalı tarafa ihtirazı kayıt ile ödenen 14.390,87 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dilekçesinde; müvekkili kurumun işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olaya gelince; mahkemece yargılama sırasında bilgisine başvurulan ” emekli daire başkan yardımcısı ” bilirkişinin raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Öte yandan bilirkişi, … Tarifeler Yönetmeliği yerine, … Abone Hizmetleri Uygulama Yönergesine göre değerlendirme yapılmıştır. Rapor düzenleyen bilirkişinin su tüketim bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyeceği kuşkusuzdur. Uzman bilirkişi tarafından, davalının tahakkuk ettirdiği bedelden davacının sorumlu olup olmadığının … Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi, davacının sorumlu olduğunun tespiti halinde ödenmesi gereken su bedelinin ayrıca yönetmelik ve sözleşmeye göre hesaplanması gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece dava dosyasının su tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bilirkişiye verilerek, … Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlettirilmesi gerekirken, konusunda uzman olmayan bilirkişiden alınan yetersiz rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.