YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7296
KARAR NO : 2016/8016
KARAR TARİHİ : 24.05.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması ve iştirak nafakası istemine ilişkin davanın mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 2007 yılında boşandıklarını, boşanma neticesinde davalı lehine aylık 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, müşterek çocuklar olan 2004 doğumlu … ile 2003 doğumlu …un velayetlerinin de davalıya verilerek müşterek çocuklar lehine aylık 75’er TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, ancak davalının çocukları fiilen yanına almaması nedeniyle davacının 2009 yılında velayetin değiştirilmesi davası açtığını ve bu dava neticesinde müşterek çocukların velayetlerinin davacıya verildiğini ancak müşterek çocuklar lehine iştirak nafakasına hükmedilmediğini, davalının çalıştığını ve maddi durumunun iyi olduğunu, yine üzerine kayıtlı bir aracı bulunduğunu, davacının ise düzenli geliri bulunmadığını ve çocukların da ihtiyaçlarının da arttığını belirterek, davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren kaldırılmasına ve müşterek çocuklar için dava tarihinden itibaren aylık 400’er TL iştirak nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının lehine hükmedilen yoksulluk nafakasını ödemediğini, ailesinin desteği ile ve gündelik bulduğu işlerde çalışarak geçimini sağladığını, geçimini zorlukla sağladığı için çocukların velayetini davacı tarafa verdiğini, halihazırda asgari ücretle bir işte çalıştığını, ancak gelirinin yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirecek düzeyde olmadığını, söz konusu aracın ise kız kardeşine ait olduğunu ve bedelinin kız kardeşi tarafından ödendiğini, kendisinin istemesi üzerine aracı üzerine kayıt ettirdiğini, çocuklarının velayetini üstlenmeye hazır olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına; davacının müşterek çocuklar için talep ettiği iştirak nafakası talebinin kısmen kabulü ile velayeti davacı babada olan müşterek çocuklar 2003 doğumlu … için 150 TL, 2004 doğumlu …. için 125 TL’den toplam 275 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması ve iştirak nafakası istemine ilişkindir.
TMK’nun 176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın yoksulluğun ortadan kalkması halinde, mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.
Y.H.G.K nun 07.10.1988 gün ve 1998/2-656-688 sayılı ilamı ve 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı ilamların da kabul edildiği gibi, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da; “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir. (H.G.K 07.10.1998 gün ve 1998/2-656-688 sayılı kararı, 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158-1185 sayılı kararı, 01.08.2002 gün ve 2002/2-397-339 sayılı kararı, 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı kararı). Ancak, kaldırma talebi azaltma talebini de içermekte olup, bu durum nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile birlikte tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki; bilimsel öğretide, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir. … Turgut: Aile Hukuku 2. Cilt … 2002.8.294)
Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçlarına göre davacının inşaat demircisi olduğu, aylık 500-1.000 TL arası geliri olduğu, babasının yanında iki kızı ile ikamet ettiği; davalının ise markette işçi olarak çalıştığı, aylık 970 TL geliri olduğu, üzerine kayıtlı 2011 model bir aracı olduğu anlaşılmaktadır. Davalının dosya kapsamında bulunan …kaydına göre boşanmadan sonra 05.02.2008 tarihinden itibaren çalıştığı ve 2015/07. aya ait prime esas kazancının 1.273,50 TL olduğu sabittir. Günümüz ekonomik koşullarında davalının aldığı nafaka ile geçinmesi mümkün olmadığına göre; işe girip çalışması zorunluluk arz etmektedir. Mahkemece; davalı kadının gelirinin asgari ücret seviyesinde ve geçici nitelikte olduğu dikkate alınmadan davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı olarak;
TMK’nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda; tarafların müşterek çocukları 2003 doğumlu … ile 2004 doğumlu ….’ün velayetlerinin boşanma neticesinde davalı anneye verildiği ve lehlerine aylık 75’er TL iştirak nafakasına hükmedildiği, ancak fiilen davacı baba yanında olmaları nedeniyle 2009 yılında açılan velayetin değiştirilmesi davası neticesinde velayetlerinin davacı babalarına verildiği ve çocuklar lehine iştirak nafakasına hükmedilmediği sabittir. Mahkemece her ne kadar tarafların müşterek çocukları lehine aylık toplam 275 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş ise de; yukarıda da ifade edildiği üzere tarafların güçleri nispetinde müşterek çocukların bakım ve iaşesine katkı sağlamaları gerektiğinden davalının halihazırdaki tespit edilen ekonomik durumuna göre ”yoksul” olarak nitelendirilebileceğinden müşterek çocuklar lehine iştirak nafakası takdiri de doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle davalının dosya kapsamında tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna göre asgari ücret seviyesinde ve geçici nitelikte olan gelirinin yoksulluk durumunu ortadan kaldırmayacağı gözetilerek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına hükmedilemeyeceğinin gözetilmesi ve yine ”yoksul” olan davalı kadının müşterek çocuklar için iştirak nafakası ödemesine hükmedilemeyeceği gözetilerek hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün davacı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.