YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7882
KARAR NO : 2018/226
KARAR TARİHİ : 17.01.2018
MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; … Bakanlığı … Genel Kontrolörlüğünün incelemesi neticesinde … …’ne (… Sağlık …) ait … faturalarında davalı şirket tarafından 2.382,51 TL fazla ve yersiz faturalandırma işleminin yapıldığı hususunun anlaşıldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.382,51 TL’nin ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; zamanaşımı ve husumet itirazlarında bulunmuş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, 2.382,51 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Türk Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 77 vd. maddelerindeki düzenlemelere göre, … … ; geçerli olmayan ve gerçekleşmemiş yahut sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
… … , bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, …, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Diğer taraftan, … … den doğan bir alacağa faiz yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun, yani …in bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir.
Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi belgelerden; taraflar arasında dava konusu bedelin iadesi ile ilgili olarak yazışmalar yapıldığı, davalı tarafın 24.11.2010 tarihli yazıyla dava konusu 2.382,51 TL bedelin sonraki faturadan mahsup edileceğini davacıya bildirdiği de gözetildiğinde, davalının en geç 24.11.2010 tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olduğunun kabulü gerekir.
O halde mahkemece; alacağa 24.11.2010 temerrüd tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın tüm, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2.bendindeki “dava tarihinden” ifadelerinin hükümden çıkartılarak yerine “24.11.2010 tarihinden” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.