YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8085
KARAR NO : 2016/8588
KARAR TARİHİ : 31.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili olan davacının davalıdan haricen taşınmaz satın aldığını, satış bedeli olarak da davacı gerek kendi kimlik numarası ile, gerekse de çalışanı aracılığı ile, bankamatik yolu ile davalının hesabına para yatırdığını, ancak bankamatik çıktıları bulunmadığı ve bankanın da bu konuda bilgi vermemesi nedeni ile gönderilen paranın meblağının davacı tarafından tam olarak bilinemediğini, satış bedeli olarak bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesinin gerektiğini beyan ederek, şimdilik 3000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödemelerin yapıldığı dönemlerde, tarafların arkadaşlık ilişkisi içinde olup, bu paraların ortak yaşamın devamı için gönderildiğini, bu nedenle de bağış olarak bile nitelendirilemeyecek tasarruflar olduğunu, banka kayıtlarında hesap hareketlerinde ödemelerin satış için gönderildiğine ilişkin açıklamanın bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile de, davacının alacağı olduğu kabul edilse bile, bu alacağın tahsil edildiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 12.500 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, verilen hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici taşınmaz satışına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Ancak, tapuda kayıtlı bir taşınmazın harici sözleşme ile satılması TMK.nun 705, BK.nun 213 (TBK.nun 237), Tapu Kanunu 26 ve Noterlik Kanununun 60.maddesi ile HGK.nun 15.11.2000 tarih, 2000/13-1612 E.-2000/1704 K.sayılı ilamı ile taşınmaz satış devri resmi olmadıkça geçerli değildir.
Geçersiz sözleşmelerde; TBK.nun 77-82 (BK.nun 61-66) maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar karşılıklı olarak ancak verdiklerini geri alma hakkına sahiptirler.
./..
-2-
TMK.nun 6.maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
TMK.’nun bu hükmü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190/1.maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf gönderilen paraların, taşınmaz satışı için olduğunu iddia ettiğine göre, öncelikle bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olacaktır.
Dosyada mevcut ve davalı tarafa ait hesap ekstrelerinde; davacı tarafından gönderilen ödemelerin “kira ödemesine ilişkin olduğu” açıklamasının bulunması karşısında, ödemelerin, taşınmaz satışı için yapıldığı hususunun kabulü mümkün değildir.
Davacı taraf, bu nedenle öncelikle ödemelerin, taşınmaz satışına ilişkin olduğunu ispat edecektir.
Davacı tarafın, dilekçesinde “yemin” deliline dayandığının anlaşılması karşısında, davacıya, iddiasını ispat için, karşı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Katip: Ş.A