Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/8340 E. 2016/11410 K. 03.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8340
KARAR NO : 2016/11410
KARAR TARİHİ : 03.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının görev yaptığı …. 6. Noterliği’nde 23.01.2012 tarih ve 2720 sayılı araç satış sözleşmesi ile … isimli şahıstan 34 UZ 359 plaka numaralı Fiat …marka aracı satın aldığını, davalı noterin araç satış sözleşmesi imzalandıktan sonra “araç tesciline ilişkin geçici belge’yi” de düzenleyerek müvekkile verdiğini, davacının aracı teslim aldıktan sonra iş yerinin önünden 02.03.2012 tarihinde aracın çalındığını, müvekkilinin şikayeti üzerine kolluk tarafından yapılan araştırmada gerçek …’nın aracı satan kişi olmadığı, davalı noterin sözleşme yapıldığı sırada aracın tescil belgesi ve satıcının kimliğini yeterli şekilde incelemeden satışı yaptığını belirterek; sözleşmedeki satış bedeli olan 28.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının iddiasına dayanak araç satış işleminin dava dışı imza yetkili kâtip… tarafından yapıldığını, müvekkilin davaya konu satış işleminde görevinin gereklerini yerine getirdiğini, işlemi yapan noter çalışanı…. hakkında gerçek araç sahibi …’nın….Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu, 2012/10274 soruşturma numarasıyla açılan soruşturmada 2012/6262 nolu takipsizlik kararı verildiğini, araç satışının üçüncü bir kişinin suç teşkil eden eylemi neticesi gerçekleştiğini, bu nedenle illiyet bağının kesildiğini, kaldı ki davacının olay araştırma tutanağındaki ifadesinde aracı 21.500,00 TL’ye aldığını belirttiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; belge asılları temin edilemediğinden iğfal kabiliyetinin olup olmadığının incelenemediği, davalının kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, soruşturma sırasında davacının araç bedeli olarak 21.500 TL ödediğini kabulü gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, 21.500 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; Noterlik Kanunu’nun 162.maddesine dayalı noterin sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır.
Noterlik Kanunu’nun 1.maddesi gereğince; noterliğin bir kamu hizmeti niteliğinde bulunduğu, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendiren bir kurum olduğu belirtilmiştir. Görevi belge ve işlemlere resmîyet kazandırmak olan noterlerin yaptıkları işlemler dolayısıyla meydana gelecek zararlardan ötürü sorumlu tutulması bir zorunluluk olarak kendini göstermektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 50/1. maddesine göre; “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.”
1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162.maddesine göre; ”Noterler bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar”. Bu maddeye göre, noterlerin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumlulukta ise, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur, aksine kusursuz sorumlu olan davalının (noterin) olayla zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir.
Somut olayda; bu dava 28.09.2012 tarihinde açılmış olup, 26.12.2012 tarihli …. İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün yazısıyla 23.01.2012 tarihinde … 6. Noterliği’ nde yapılan satış işlemi (davaya konu noterlik işlemi) ile davacıya satışı yapılmış olup, halen davacının kayden malik olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Noterin sorumluluğunun doğabilmesi için, söz konusu sahtecilik eyleminden davacının zararının doğmuş olması şarttır.
O halde, mahkemece; davalı noterin yapılan noterlik işleminde kusursuz sorumluluğu var ise de, davacının aracın kayden maliki olduğu, noterlik işleminden sonra aracın çalınması nedeniyle zararın oluştuğu dikkate alınarak eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi; ayrıca, aracın bulunup bulunmadığı ve davacı ve/ veya başka bir kişiye teslim edilip edilmediği hususları da sıhhatli şekilde tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.