YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1804
KARAR NO : 2017/5073
KARAR TARİHİ : 12.04.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dava dilekçesinde; davalı Belediyeye ait 280 m2 lik belediye arsasını kiralayarak üzerine arıtma tesisi yaptıklarını, arsa üzerinde bulunan arıtma tesisi ve eklerinin belediye tarafından yıkıldığını, bina ve eklerinin karar alınmaksızın haber verilmeksizin haksız şekilde davalı tarafından tek taraflı olarak ortadan kaldırıldığını, yapılan tespitte 43.529,54.TL zarar olduğunu, belirterek bu miktarın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı cevabında; talebin zaman aşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın Belediye encümenin 02.08.1988 tarih ve 1922 sayılı kararı ile davacıya1 yıl süre ile kiraya verildiğini, 14.09.1988 tarihli kira sözleşmesinin 7. maddesinde; kira konusu olan yer üzerinde yapılacak arıtma tesisine ait binanın inşa edilmesini müteakip binanın mülkiyetinin karşılıksız olarak … Başkanlığına geçmiş olacağının düzenlendiğini 5 parseldeki taşınmazın hurdacılar yapı kooperatifine satıldığını, taşınmazın kira sözleşmesi gereği bina ve eklentileri ile birlikte mülkiyetinin belediyeye ait olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine, ya da re’sen gözetilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı-kiracı taşınmaza yaptığı faydalı ve zorunlu masrafların bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı kurum ise davanın reddini
savunmuştur. Dava 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra 03/07/2012 tarihinde açıldığına ve uyuşmazlık da kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.