Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2017/2349 E. 2017/16085 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2349
KARAR NO : 2017/16085
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün , davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, … Mahallesi, … Sokak No:17’de bulunan taşınmazında davalıların kiracı olduğu dönem dahilinde 2012 yılı Aralık ila 2013 yılı Kasım aylarına ilişkin ödenmemiş kira borcundan dolayı haklarında … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2014/1945 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini ancak itirazlarında haksız olduklarını belirterek itirazlarının kaldırılması ile takibin devamına, %20′ den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, davacı ile arasında hiçbir hukuki bağ olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı … ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Takipte dayanılan ve hükme esas alınan kira sözleşmesi 10.08.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup davalı … sözleşmeyi kefil olarak imzalamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.3.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede kararlaştırılmış olması, bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir.
Olayımızda, kira sözleşmesinde gerek sorumlu olacağı süre gerekse azami miktar gösterilmemiş olduğu için kefilin sorumluluğu sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 01.08.2010 tarihinden bitiş tarihi olan 31.07.2011 tarihine kadardır. Davacının,davaya dayanak başlatmış olduğu icra takibi, kefilin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen 2012 yılı Aralık ila 2013 yılı Kasım aylarına ait 3.700 TL kira bedeline ilişkin olduğundan, kefilin sorumluluk süresi dışındadır. Bu nedenle, davanın davalılardan … yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde adı geçen davalı kefil hakkında da davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.