Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11043 E. 2021/10770 K. 02.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11043
KARAR NO : 2021/10770
KARAR TARİHİ : 02.11.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmiş ise de, temyize konu edilen kararda dava değeri duruşma sınırının altında olduğundan duruşma isteğinin miktar itibariyle reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; ticaret ile uğraştığını, tefecilik yapan davalıdan faizle borç aldığını, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında faiz karşılığı para alıp vermenin devam ettiğini, davalı hakkında tefecilik suçundan yargılanmak üzere kamu davası açıldığını, bu hususta ceza aldığını, davalıya tam hatırlayamamakla birlikte 17.640 TL para ödediğini ileri sürerek, 16/10/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 17.640 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; tarım ile uğraştığını, davacı ile aralarında borç alıp verme gerçekleştiğini, birbirlerine ödünç para verip aldıklarını, tefecilik olmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın zamanaşımı yönünden reddine yönelik verilen karar, davacı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13.Hukuk Dairesinin 30.05.2019 tarihli ve 2016/30103 E. 2019/6957 K. sayılı kararıyla; uyuşmazlığın taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı, haksız fiile ilişkin BK’nın 72. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, sözleşme ilişkisine uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 125. maddesindeki on yıllık zamanaşımı süresinin de dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı bu itibarla davanın esasının incelenmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalı tarafından davacıya 30.05.2005 tarihinde faizle 15.000 TL borç verildiği, bu tarihten sonra da faizle borç para alışverişinin devam ettiği, 16.10.2006 tarihi itibariyle borç miktarının 32.640,00 TL olduğu, her ne kadar davalı hakkında tefecilik suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de davalı tarafından davacıya faiz karşılığı 30.05.2005 tarihinde 15.000 TL borç verildiği, davalı tarafından bu borca faiz işletilerek toplam alacak miktarının 32.640 TL olduğu, davacı tarafından davalıya muhtelif tarihlerde olmak üzere toplam 32.640 TL ödeme yapıldığı, davalının faiz karşılığı ödünç
para verme hususunda yetkisi bulunmamasına rağmen yasal mevzuata aykırı olarak faiz karşılığı ödünç para verdiği, bu nedenle asıl alacak miktarı olan 15.000,00 TL hariç olmak üzere faiz olarak alınan 17.640 TL’nin davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 17.640 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/3 E- 2012/622 K. sayılı dosyasında sanık …’un tefecilik suçunu işlediği sabit görülerek hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın vekalet ücretine hasren olmak üzere temyizde düzeltilerek onama ile 06.12.2017 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık, temyize konu dosya kapsamından ve ilgili ceza kararının gerekçesinden, davacının iadesini talep edebileceği yasal faiz oranını aşan tutarın davalıya ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla mahkemece; Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/3 E- 2012/622 K. sayılı ceza dosyası celbedilerek bu dosya kapsamında yer alan deliller üzerinden davacının davalıdan aldığı iddia edilen ödünç paraya uygulanacak yasal faiz oranını aşan tutara ilişkin davacı tarafından davalıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespitiyle denetime elverişli bilirkişi raporu aldırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.