Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11233 E. 2021/11425 K. 15.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11233
KARAR NO : 2021/11425
KARAR TARİHİ : 15.11.2021

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalıların yaptığı “…” adlı projeden satın aldığı … numaralı bağımsız bölümün 28/11/2008 tarihinde teslim edildiğini, daha önce açılan davalarda davalılar tarafından projenin 2014 yılına kadar tamamlanacağı bildirilmesine rağmen proje kapsamında vaat edilen taahhütlerden metro hizmetinin başlamadığını, alışveriş ve eğlence merkezinin yapılmadığını, ticari alan olarak belirtilen alana 30′ ar katlı 2 bloktan oluşan başka proje konutlarının yapıldığını, çevrenin beton yığınına döndürüldüğünü, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, değer kaybına sebep olan eksiklikler nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 2.000 TL’nin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 12/08/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 14.287 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; davacıya tam ve eksiksiz olarak dairesinin teslim edildiğini, ayıp ihbar mükellefiyetinin de süresinde yerine getirilmediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davanın reddine yönelik olarak verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13.Hukuk Dairesinin 17/02/2016 tarihli ve 2015/6300 E. 2016/4712 K. sayılı kararıyla; ’’… mahkemece, dosyada mevcut, eksiklik ve yapılan hesaplama açısından hükme esas alınmaya layık olan bilirkişi heyet raporu ve davacının talebi dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği…’’ gerekçesiyle bozulmuş, davalıların karar düzeltme talebinde bulunmaları üzerine, Dairenin 02/11/2017 tarih ve 2016/23861 E. 2017/10639 K. sayılı kararıyla; ‘’ davacının “gizli ayıplı” olarak belirttiği imalatlar ile ilgili olarak mahkemece, konusunda uzman bilirkişi heyetinden “gizli ayıp” olarak nitelendirilen imalatlara ilişkin ayıpların tek tek neler olduğunun belirlenerek, ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları (kullanım ve mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak bu ayıpların ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman farkedebileceği) zaman dilimi ve tarafların delilleri dikkate alınarak taraf ve yargı denetimine esas gerekçeli rapor alınması gerektiği; (…) davacının eksik ifa olarak bildirdiği işlerle ilgili olarak yapılan incelemede ise; bu kalemler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği…’’ gerekçeleriyle, karar bu değişik gerekçe ile bozulmuştur.
Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda ise; 18/09/2007 tarihinde satın aldığı bağımsız bölümün davacıya 28/11/2008 tarihinde teslim edildiği ve 15/11/2013 tarihinde eldeki davanın açıldığı, bozma kararında açıklandığı üzere davacının talep etmiş olduğu, projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işlerin açık ayıp niteliğinde olduğu, 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davacının davalıya ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorunludur. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre, Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, ya da gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.
Somut olayda; davacının dava konusu ettiği “gizli ayıplı” imalatlara yönelik talebi açısından, uyulan bozma kararında belirtildiği üzere, konusunda uzman bilirkişi heyetinden
“gizli ayıp” olarak nitelendirilen imalatların tek tek incelenmesi suretiyle, ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları (kullanım ve mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak bu ayıpların ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman farkedebileceği) zaman dilimi ve tarafların delilleri dikkate alınarak denetime elverişli rapor alınması ve bu yöne ilişkin istem hakkında ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma kararı gereği tam olarak yerine getirilmeden, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.