Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11285 E. 2021/10191 K. 18.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11285
KARAR NO : 2021/10191
KARAR TARİHİ : 18.10.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı banka; davalının dava dışı …’dan aldığı konut nedeniyle kredi kullandığını, kredi tutarını alan davalının dava dışı satıcı …’a taşınmaz bedelini ödemediğini, bunun üzerine satıcının banka aleyhine Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 2007/219 Esas sayılı davanın, satıcıya ödenmesi gereken kredi tutarının davalıya ödendiği gerekçesiyle kabulüne karar verildiğini, satıcının karara dayanarak icra yoluyla kredi bedelini bankadan tahsil ettiğini, aynı kredi nedeniyle bankanın mükerrer ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalının bedelin tahsili için aleyhine başlatılan takibe haksız itiraz ettiğini iddia ederek, davalının takibe vaki itirazının iptali ile lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacının gerekli araştırmayı yapmadan fazla ve mükerrer ödemede bulunmasının kendi kusurundan kaynaklandığını, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini ve lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile takibin 12.132,52 TL üzerinden devamına, bu tutara takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine dair verilen hüküm, davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24/04/2018 tarihli ve 2015/43011 E 2018/4968 K. sayılı kararıyla; davalı tarafça haksız itiraz edilen tutarın 12/05/2014 tarihli bilirkişi raporunda 21.374 TL, itiraz üzerine alınan 24/11/2014 tarihli bilirkişi raporunda ise 12.132,52 TL olarak hesaplandığı, hesaplamaya dair bilirkişi raporları çelişkili olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararına uyan mahkemece; davalı tarafından 25/05/2015 tarihinde 10.000 TL, 29/05/2015 tarihinde ise 10.005 TL ödeme yapıldığı, bu ödemeler tenkis edildiğinde dosyanın infaz olduğu ve 1.941,35 TL fazla ödeme yapıldığı, haricen yapılan ödemeler ile davalının borcu kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1) Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz eden aleyhine bozamayacağı gibi Yargıtay’ın verdiği bozma kararına uyan mahkeme de, artık temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine olacak şekilde hüküm kuramaz.
Somut olayda; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davanın 12.132,52 TL üzerinden devamına dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtayca davacı lehine bozulmasına rağmen bozma kararına uyan mahkemece davanın reddine karar verilmesiyle aleyhe hüküm kurma yasağı ve davacı lehine bozma kararıyla oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edildiği gibi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğu, alacağın var olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken tarihin ise takip tarihi olduğu, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce kapak hesabında dikkate alınması gerektiği gözetilmeksizin bu ödemelere dayanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece; takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu tespit edilen tutardan, itirazın iptali davasına konu edilmeyen ve dava dışı satıcı … tarafından dava tarihinden önce bankaya ödenen tutar düşülerek tespit edilen tutar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2) Bozma nedenine göre, davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.