Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11705 E. 2021/11136 K. 09.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11705
KARAR NO : 2021/11136
KARAR TARİHİ : 09.11.2021

MAHKEMESİ : SAMSUN 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; kalça artrozu tanısıyla tedavi gördüğü … Uygulama ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen operasyonla sol kalçasına davalı şirketin ürettiği protezin takıldığını, 18/03/2016 tarihinde düz zeminde protez takılan bacağının dönmesi üzerine yapılan muayenesinde sol protez fermal sten orta kısmının kırıldığının ve yenisi ile değiştirmenin kapsamlı bir ameliyatı gerektireceği değerlendirilerek protezin fermal uçları redükte edilmek suretiyle taburcu edildiği, ancak geçen süreç içinde protezli bacağının sorunlarının giderek arttığı, bir türlü iyileşme sağlanamadığından davalı şirkete ait protezin sol bacaktan çıkarılıp yerine yeni protez yerleştirildiği, davalı … ve … şirketinin ürettiği protezin kırılmasının üç defa operasyon geçirmesine ve %40 işgücü kaybına neden olduğu, protezin davalı şirketin üretimi olduğu, kırılmanın protezin üretimindeki hatadan kaynaklandığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.500 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; 02/07/2012 tarihinde kurulan şirketin… medikal ürünlerinin, ham maddeleri ve cihazlarının Türkiye’de satışı, ithalatı, ihracatı, tanıtımı ve distribütörlüğü konularında faaliyet gösterdiğini, aleyhine dava açılabilmesi için öncelikle 23/12/2010 tarihi itibariyle protezin üreticisi veya satıcısı olması gerektiğini, hiçbir zaman protezin üreticisi olmadığını, Türkiye’ye ithali ve satışını da 02/07/2012 tarihinden bu yana yaptığını, işbu davada taraf sıfatı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; şirketin 02/07/2012 tarihinde kurulduğu, dava konusu implantın davacıya operasyonla 23/12/2010 tarihinde takıldığı, dolayısıyla davalı şirketin dava konusu olayda taraf ehliyeti olmadığı gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davacının 2010 tarihinde takılan protezin ayıplı olduğu iddiasıyla eldeki davanın 2012 yılında kurulmuş olan davalı aleyhine açılmış olması da nazara alındığında, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.”hükmü yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hakim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” (HMK. madde 30) ile bağdaşmaz.
Somut olayda; … Uygulama ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen operasyon ile davacıya … ve … markalı protez takıldığı, protezin operasyonu gerçekleştiren hastane tarafından temin edildiği gözönünde bulundurulduğunda, davacının davasını, davalıya yöneltmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu söylenemez. Bu nedenle ilk derece mahkemesince; HMK’nın 124. maddesi uyarınca, davacı tarafın protezin hastaneye satışını gerçekleştiren şirket hakkındaki taraf değişikliği isteminin kabulü gerekirken, yazılı şekilde pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca İlk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.