YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1310
KARAR NO : 2020/2722
KARAR TARİHİ : 04.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı SGK ile imzaladıkları ve 2007 yılında son bulan sözleşme ile SGK’lı hastalara radyoloji ve nükleer tıp hizmeti verdiklerini, davalı kurumun 24.09.2010 tarihli işlemi ile; cari hesap dökümleri ve şirket hesapları karşılaştırıldığında bir takım faturaların cari hesaplarında görülmediğinden bahisle 19.022,00 TL borç çıkarıldığını, davalı kurumdaki teminat mektuplarını geri alabilmek için bu parayı ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek, 19.022,00 TL alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; toplam 70.107,28 TL’lik fatura nedeniyle yanlışlıkla 88.206,84 TL ödeme yaptığını, 06/12/2006 tarihli toplam 61.605,18 TL’lik faturadan 30.07.2007 tarihli 8.999,23 TL prim kesintisi mahsubu ile bakiyesini ödemesi gerekirken 62.628,11 TL ödediğini, 31.08.2008 tarihli hatalı iki ayrı ödemenin yapıldığını, bu suretle de yersiz ödemelerden kaynaklı toplam 28.121,72 TL kurum alacağının doğduğunu, bunun 9.098,74 TL’lik kısmının davacı şirketin hakedişinden mahsup edildiğini, dava konusu 19.022,98 TL’nin bu ödemeler ve kesintilerden kaynaklanan bakiye miktar olduğunu beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının subuta ermeyen davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davalı kurum, davacıdan aldığı hizmetler karşılığında fazla ödeme yaptığını iddia ederek 19.022,98 TL yersiz ödemenin iadesini talep etmiş ve davacı da bu iadeyi borcu bulunmadığına dair ihtirazi kayıt ile ödemiş ve bu ödemeye ilişkin açtığı alacak davasında, mahkemece yapılan yargılama sırasında, davalı taraf borcun 2006, 2007 tarihlerinde alınan hizmetlerden kaynaklandığını savunmuş, ancak muhasebe sistemlerinin değişmiş olması nedeniyle alacaklarını gösterir ilgili faturaları, ödeme belgelerini vs. kayıtları sunamamıştır. Alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi sadece üzerinde el yazısı ile alacağa ilişkin kayıtlar oluşturulmuş mahsup fişlerini sunmuştur. Davacı taraf da 2006 defterlerinin saklama yükümlülüğüne ilişkin süresi dolduğundan usulüne uygun tutulmuş 2007 ticari defterlerini sunabilmiştir. Taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğuna dair bir ihtilaf yoktur. Davacı, borcu olmadığı halde ödeme yapmak zorunda kaldığını iddia etmiş, davalı ise fazladan ödeme yapması nedeniyle davacıdan dava konusu alacağı tahsil ettiğini iddia etmiştir. Bu nedenle davalı kurumun yaptığı fazla ödemeleri ispat etmesi gerekir. Ancak dosyaya, faturalara ve ödeme belgelerine ilişkin bir delil sunamamıştır. Dava konusu borç, davalı kurum tarafından fazla ödeme yapıldığını göstermeyen belgelerin üzerinde el yazısı ile yapılan hesaplamalara dayandırılmıştır. Bu durumda ispat yükü davalı …’ndadır. Ancak üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Tüm bu sebeplerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı bir değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.