Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/2617 E. 2021/2268 K. 04.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2617
KARAR NO : 2021/2268
KARAR TARİHİ : 04.03.2021

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ … HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen asıl ve birleşen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı asıl ve birleşen davada; davalılar ile aralarındaki tıbbi malzeme alım protokolünün iptal edildiğini, yeni protokoller hazırlanıncaya kadar davalılardan 10/08/1998 tarihli taahhütname alındığını, bu taahhütnameye göre; ileride hazırlanacak protokolün taraflarca imzalanması halinde kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile protokolde belirlenen fiyatlar arasında fiyat farkı olması durumunda, fazla ödemeler nedeniyle döviz bazındaki farkın kurumlarınca tahsil edileceğinin, protokol akdedilmemesi halinde ise ise kurumlarına fatura edilen malzeme birim fiyatları ile kurumca tespit edilecek rayiç bedel arasında fiyat farkı olması halinde fazla ödemeler nedeniyle döviz bazındaki fiyat farkının, tahsilatın yapılacağı günkü kur karşılığı, olarak kuruma defaten ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğini beyanla asıl davada 279.687,96 USD, birleşen davada 8.255,42 USD kurum zararlarının, fatura bedellerinin kurumca ödendiği tarihlerden itibaren işletilecek bankaların 1 yıl vadeli ABD Dolarına uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacı kurum tarafından yapılan rayiç bedel tespitinde bir usulsüzlüğün bulunmadığı, asıl ve birleşen dava yönünden; davacı kurum ünitelerine verilen tıbbi malzemeler için oluşan fiyat farkından dolayı davalı şirketin sorumlu olduğu kanaatiyle Davalı … Ürünleri İthalat İhracat San. Ve Tic. Ltd, Şti. yönünden KABULÜNE, 279.687,96 USD ve 8.255,42 USD’nin bu davalıdan tahsiline, davalı …’nın taahhütnameyi davalı şirket adına imzalayan şahıs olması ve sözleşmeyi davalı şirket nam ve hesabına vekil olarak imzalaması nedeniyle sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davalı ……Ltd.Şti.’ nin tüm, davacının sair istinaf taleplerinin reddine, davacının vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14/03/2017 tarihli, 2005/599 esas ve 2017/113 karar sayılı kararının “Hüküm” kısmının (5) numaralı bendinin kaldırılmasına, Davalı … asıl davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.980,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, Mahkeme kararın diğer kısımlarının aynen muhafazasına karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Duruşma yapmadan verilecek kararlar” başlıklı 353 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi; “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, (…) duruşma yapılmadan karar verilir”;
Aynı kanunun 359 uncu maddesinin (2) nolu fıkrası ise; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü içermektedir.
Açıklanan bu kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; bölge adliye mahkemesinin, ilk derece mahkemesince kanunun olaya uygulanmasında hata edilmesi ve bu hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermesi gerekmektedir.
Somut olayda; bölge adliye mahkemesince, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabul edilmesi nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılarak, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde; sadece ilk derece mahkemesince verilen kararın hüküm kısmının 5. nolu bendinin kaldırılarak; yerine “Davalı … asıl davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.980,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,” dair hüküm kurulması ve ilk derece mahkemesi kararın diğer kısımlarının ise aynen muhafaza edilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nın 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi