YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3848
KARAR NO : 2020/4356
KARAR TARİHİ : 17.09.2020
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tüketicinin açtığı menfi tespit davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, murisleri … ‘ın davalı bankadan kullandığı 67.000,00 TL tutarlı konut kredisine bağlı olarak hayat sigortası düzenlendiğini, murislerinin 14.02.2016 tarihinde vefatı üzerine hesabın kapatılması için davalı bankaya müracaat edildiği halde cevaben teknik nedenlerle kapatılamayacağının bildirildiğini, kredinin tazmini için ….’ne yapılan başvurunun murislerinin böbrek hastalığını gizlediğinden bahisle reddedildiğini, murislerinin sigorta şirketine gerçek dışı beyanda bulunmadığını, kredi başvurusuyla birlikte imzalatılan matbu sigorta formu uygulamasının haksız şart niteliğinde olduğunu, aynı bankadan emekli maaşı alması nedeniyle murislerinin böbrek hastası olduğunun bilindiğini, ayrıca murislerinin ölüm nedeninin böbrek hastalığı olmadığını ileri sürerek; borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
Davalı banka vekili, mahkemenin görevsiz olduğunu, müvekkilinin pasif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacılar mirasbırakanının gerçek dışı beyanda bulunduğu gerekçesiyle sigorta şirketinin poliçe lehdarı olan bankaya herhangi bir ödeme yapmadığını, sigorta şirketinin yaptığı değerlendirme nedeniyle bankanın bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
İlk Derece Mahkemesince ” … davacılar murisi ile davalı banka 27.10.2015 tarihli konut kredi sözleşmesi bulunup, bu krediden doğan borçlar murisin vefat anına kadar süresinde yerine getirilmiştir. Anılan konut kredi sözleşmesinin teminatını oluşturmak amacıyla ihbar olunan sigorta şirketi ile davacılar murisi arasında 27.10.2015 günü başlayıp 27.10.2025 tarihinde son bulan hayat sigortası düzenlenmiştir. Sözleşmenin kurulması anında davacılar murisinin imzasını taşıyan “Hayat Sigorta Başvuru Formu” içeriğinden murisin bir rahatsızlığının olmadığını bildirdiği görülmektedir. Adli Tıp Kurumu’nun 23.11.2016 günlü ve 5252 karar numaralı raporunda, 14.02.2016 tarihinde vefat eden murisin ölümünün kronik hastalıklarına bağlı olarak gelişen komplikasyonlar sonucu olduğu belirtilmiştir. Görülüyor ki, sigorta yapılması sırasında hastalığına ilişkin gerekli bilgileri sigortacıya aktarmayan muris 6102 sayılı TTK’nın 1435. maddesine aykırı davranışta bulunmuştur.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacılar vekilinin istinaf talebi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından bahisle reddedilmiş; son olarak davacılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. madddesi uyarınca ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi’ne GÖNDERİLMESİNE, 17/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi